İskilip Dolması tescillidir
Orhan Öztürk

Orhan Öztürk

İskilip Dolması tescillidir

20 Eylül 2023 - 22:28

İskilip Dolması 14.02.2005’ de coğrafi işaret kapsamında Türk Patent Enstitüsünce tescillenmiştir.

Bu tescil gerekli hukuki aşamalardan geçirilip tebligatları vs… yapıldıktan sonra 14.07.2009 tarihli Resmî Gazetede ilandan yayınlanmıştır.

Bu çerçevede İskilip sirke salatası ve İskilip keşkeği de tescillenmiştir.

Öncelikle;

dünyanın hiçbir yerinde bu lezzette bir dolma, bu lezzette bir helva yemek imkansızdır.

Keşkeğin emsalleri olabilir.

Bu bir abartı değildir. Sözümün arkasındayım.

Dolma bir yemek olmaktan da öteye sosyalitesi yüksek bir yemektir.

Her gün yenecek bir yemek değildir.

Ritüelleri vardır.

Yuvarlak 13 kişilik masalar, camideki ayrımsızlık gibi herkesin sırasını beklemesi, daha neler…

Herkese ayrı tabak ne demek…

Müslümanın artığı müslümana şifadır sözü ciltler dolusu araştırmalara konu edilmiştir.

Kaybolan geleneklerin yeniden inşası en az 50- 100 yıl gerektirir.

Gelenekler yılların birikimiyle oluşur. Bazı ihtiyaçlara karşılık olgunlaşır. Toplumsal disiplini, milletin, devletin sürekliliğini sağlar. Kültürün, sanatın, idare tarzının, ticaretin vs… nesiller arasında aktarımını düzenler.

Geleneğin, törenin kaybolması ülkenin kaybı kadar yıkıcıdır. Kaybı toplumsal yapıyı bozar. Yerine yenisini koymak zaman ister.

Akil insanların bu realitenin idrakinde olmalarıyla devamlılık oluşur.

Toptan kabulü de , Türk filmlerindeki gibi toptan reddi de yanlıştır.

Her gelenek elbette tartışılmaz değildir bazen reddedilmeyi de gerektirir.

Örneğin deve, boğa, köpek güreşleri gibi…

İskilipi diğer yerlerden farklı kılan unsurlardan birisi de dolma geleneğidir.

Okulların 1. , 2. vs…geleneksel pilav yemeği etkinliğine benzemez bu konu… Bana getirdikleri bir davetiyede yazıyordu:

‘Geleneksel 1. Pilav günü etkinliğine davetimizi arz… ‘

Hem geleneksel hem de ilk…

Ey mantık, geldinse vur…

İskilip dolmasının milli birlik ve beraberliğimize etkisi göz ardı edilemez.

Dedesliovası şenliği gibi etkinliklerde yapılan dolma ikramları bu açıdan anlamlıydı.

Camide bir araya gelemeyebilenlerin bile dolma davetlerinde birliktelikleri söz konudur.

Belge; dolmamızın nasıl yapılacağını, denetimini vs… açıkça tarif etmektedir.

Bu zamanlarda vücut sıcaklığında erimediği için damar tıkanıklığına yol açtığı söylenen margarin yağıyla, minerallerinden arınmış, siyanürle akışkanlığı ve nemlenmemesi sağlanmış, rafine tuzla, kafes işkencesiyle yetiştirilmiş tavuk etiyle, iki saatte yapılmış sirkelerle vs… yapılan, yenilen yemeklerin İskilip dolmasıyla alakası yoktur.

Standartlara uygun yapıldığında son derece beğenilen, adeta sigara gibi bağımlılık oluşturacak kadar lezzete sahip dolmamız;

standart dışı yapımlarda sadece yemeğin değil memleketimizin imajını da olumsuz etkilemektedir.

Farklı arayışların altında yatan gerçeklerden birisidir bu…

‘İskilip Dolması bu muymuş’ sözlerini duymak istemiyoruz.

Düğünlerde, sünnetlerde davetlilere ikram ettiği yemeğin kalitesini gelinlik, damatlık, alacağı telefon, saat, elbise vs… kadar dert etmeyenler İskilip Dolmasının ismini kullanmamalıdırlar.

Davet sahibinin hatırı kadar davetlilerin de hatırı vardır.

Kalitesiz dolma ikramı bu hatırın gözetilmediğinin tezahürüdür. Mesele ucuzluk, pahalılık değildir.

Gerçekte ihtiyaç olmayan yerlerden parayı esirgemiyoruz, miktarına bile bakmıyoruz.

İskilip Dolması bunun istisnası mıdır?

Bir memleket yemeğine, kültürüne, sanatına, insanına, tabiatına, hayvanına, kuşuna, kurduna hatta yabani domuzuna bile sahip çıkmasını becerebilmelidir.

Siyasetçisini, bürokratını haklı haksız, yerli yersiz eleştiren bizlerin kendi inisiyatifimizdeki işleri nasıl yaptığımıza da azıcık bakmamız lazımdır.

Gittiği piknikte çöplerine sahip çıkamayanlar memleketin gidişatını eleştiremezler.

Sorumluluk sadece belediyenin değil davetlere iştirak eden bütün hemşerilerimize aittir.

Davet edildikleri dolmanın nasıl yapıldığını insan merak etmelidir bence…

Bozuk bir malzemeyi değiştirmek mümkündür ama en değerli varlığımız olan vücudumuza dahil ettiğimiz suyu, gıdayı, ilacı değiştirme şansımız yoktur.

Bu gerçeğin hilafına yaşadıkça doktorlarımıza hastanelere olan ihtiyaç daha da artacaktır.

Maalesef görünür gerçeklik mevcut şehir hastaneleri, doktorları en az üçe dörde katlanacak kadar yetersizlikle faaliyet göstermektedir.

Zeki olmakla akıllı olmak farklı şeylerdir.

Yöneticilerin zeki olması hatta akıllı olması yetmez.

Memleket insanlarının genelinde de yönetici aklın mevcudiyeti esastır.

Yönetici akıldır esas olan…

Eksikliği ve yokluğu depremden, terörden, kanserden beterdir.

Orhan Öztürk

E. Vali

(İskilip eski belediye başkanı)

Bu yazı 802 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar