Muhammed Atıf Hoca Efendinin manevi bereketi
Hakkı Basmacı

Hakkı Basmacı

Muhammed Atıf Hoca Efendinin manevi bereketi

04 Mart 2012 - 20:32 - Güncelleme: 23 Kasım 2016 - 16:55

1978 yılında rahmetli dedem Ahmet Güneş, İstanbul’a mal almaya giderken beni de götürmüştü. Eminönü’nde toptan hac malzemesi satan bir dükkana girdik. Dükkan sahibi, nur yüzlü yaşlı amca, İskilip’ten geldiğimizi duyunca bizi misafir etti, ikram ve iltifatta bulundu. Muhammed Atıf hoca efendinin ismini ilk defa ondan duydum. Hoca efendiden övgüyle bahsediyor, İskilip ve İskiliplileri gıyabımızda çok sevdiğini ifade ediyordu. Orada alışveriş yapmadık ama bizi güzelce ağırladı ve ayrılırken de bana bir tespih, takke, misvak, güzel koku ve hoca efendinin idamına bahane edilen“Frenk Mukallitliği ve Şapka” kitabını hediye etti. Vefat ettiyse, Allah rahmet eylesin.

Daha sonra, Necip Fazıl Kısakürek’in , ‘Son Devrin Din Mazlumları’ kitabında birinci el şahitlerden aktardığı, mahkemenin hakimi olan Kılıç Ali ile Muhammed Atıf hoca efendi arasında geçen aşağıdaki konuşma beni çok etkiledi. 

"Kel Ali bir ara büyük bir hışımla Hoca'ya dönerek:

-"Sen şapka aleyhinde bulunmuşsun!...

Hoca sakin ve vakur bir tavırla:

-"Evet efendim, Şapka Kanunu çıkmadan "2" sene evvel şapkanın bir müslüman kisvesi olmadığına dair bir risale yazmıştım."

Kel Ali:

-"Şimdi ne yapıyorsun?" diye sorar.

Hoca:

-"Kanunlara itaat ediyorum" diye cevap verir. Bunun üzerine Kel Ali yine hiddetle bağırarak:

-"Sen bilmiyor musun ki; şapka da bezdir, fes de bezdir, sarık da bezdir?" deyince, hoca yine aynı sükunetle:

"Evet biliyorum." der." Ancak Heyeti Hakiminin arkasındaki bayrak da bezdir. O bayrağı kaldırıp, yerine İngiliz bayrağı asar mısınız?" karşılığını verir. 

Kel Ali pek hiddetlenmiştir:

-"Ne diyorsun?" diye bağırır. Hoca:

"Efendim şapka bir alamettir. Oysa ki; benim de sizin de giydiğiniz ceket, pantolon ve palto bir adettir. Adet ile alamet arasındaki farkı göstermek için o risaleyi yazmıştım." der.

Fakat hüküm önceden verilmiştir, sonuç değişmez. Bir sabah vakti asılan hoca efendinin naşı, akşama kadar etrafa ibret olsun diye de darağacında bırakılır,daha sonra Mamak kimsesizler mezarlığına defnedilir.

Peki, hoca efendinin batı medeniyetiyle ilgili düşünceleri neydi?

“ Esasen batı medeniyeti, insanlığın mutluluk ve olgunlaşmasını sağlayacak hakiki bir medeniyet

değildir. Zira o ancak insanın hayvanî ve cismanî yönden mutluluk ve olgunlaşmasına hizmet edip,melekiyet ve maneviyatının saadetini ve olgunlaşmasını asla dikkate almıyor. Çünkü batı medeniyeti beşeri hayatı yalnızca dünyanın fani hayatından ibaret saydığı için insanın yalnızca maddiyat ve hayvaniyat yönünün olgunlaşmasına,bu suretle insanlarda hayvani arzuların gelişmesine sebep olup melekiyet ve hakiki insanlığın gizli kalmasına veya büsbütün imhasına hizmet ederek ebedi saadete kavuşturan faziletler ve hakiki olgunluklardan insanlığı ebediyen mahrum bırakıyor.”(İskilipli Atıf Hoca, Frenk Mukallitliği ve Şapka, Sayfa 12)

“ Halbuki İslam dini, insanlığın ruhanî ve cismanî gıda ve tekamülüne yardımcı olan bütün fazilet ve

üstünlükleri emredip, bunu ihlal eden rezalet ve kabahatleri yasaklamıştır.”(İskilipli Atıf Hoca, Frenk Mukallitliği ve Şapka ,sayfa 7)

“Şu halde Avrupa’nın sefahat lekesi ve milliyet renginden ari ve bütün insanlığın maddi gelişmesine hizmet eden ilim, fen ve sanatların,araç ve gereçlerin hepsini almak ve bu hususlarda onları taklit meşrudur ” (İskilipli Atıf Hoca, Frenk Mukallitliği ve Şapka, Sayfa 14)

Batının ilim ve fenninin nasıl alınacağını savunmasında şu şekilde ifade eder:

Hikmet müminin yitik malıdır, nerede bulursa alır.”mealindeki hadis gereğince, Avrupa’nın iyi ve faydalı taraflarını bünyemizde eriterek, hazmederek benimsemek gerekir. Fakat ruh cevherimizi asla fesada uğratmadan, bütün bunları kendi şahsiyet vahidimiz üzerine ekleyerek yapmak ve adi mukallit seviyesine düşmemek gerekir.”

Aradan 86 sene geçmiş, Muhammed Atıf hoca efendi, tespitlerinde haklı çıkmıştır. Aşağıdaki birkaç rakam bile bu durumu açıklamaya yetmektedir.

Batı uygarlığı, 2.Dünya savaşında kendi dünyasından 68 milyon kişiyi katletmiştir.

Hollanda’dan sonra, Belçika’da eşcinsel evlilik yasallaştırmıştır.

Avrupa’da her yıl 20.000 kişi uyuşturucudan ölmektedir. Avrupa genelinde 1 milyon 300 bin kişi düzenli olarak eroin kullanmaktadır. Bu sadece eroin rakamıdır. Esrar, kokain, sentetik haplar vs dahil değildir.

Avrupa’da yetişkinlerin %85’i düzenli olarak içki kullanmaktadır. 15-16 yaşındaki öğrencilerin yaklaşık tümü hayatlarının bir döneminde sarhoş olmuşlardır.

AB ülkelerinde boşanma oranları %40-50’dir.Belçika’da bu oran %75’tir.

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre Amerikan gençliğinin %52’si 17 yaşına kadar cinsel ilişki yaşamakta, tüm kadınların %80’i evlilik öncesi ilişki kurmaktadır. Aynı araştırmaya göre her yıl evlilik dışı 1 milyon bebek doğmakta, bunların 400 bini kürtaj ve düşükle sonlandırılmaktadır. Aynı ülkede çeşitli yıllara göre evli erkeklerin % 50-65’i,kadınların %45-55’i eşlerini aldatmaktadır.

Bu rakamları artırmak mümkündür.

O gün hoca efendinin batı taklitçiliğine karşı duruşu bellidir de, bugün bizim yaşam tarzımız nasıldır?

O gün, millete zorla batı kisvesinin giydirilmesine karşıyız da, bu gün bize medya üzerinden dayatılan yaşam tarz ve anlayışı karşısında halimiz nicedir?

Muhammed Atıf hoca efendinin “adi taklit seviyesine düşmek” tanımlamasının neresindeyiz?Yoksa bunun daha gerisine düştük de, bilinçle, isteyerek ve severek mi taklit ediyoruz o sahte uygarlığı. Bütün bunları sorgulamak durumundayız.

Son dönemde hoca efendinin naşı İskilip’e getirildi ve hepimizi sevindiren bir süreç yaşanmakta.

Muhammed Atıf Hoca efendinin naşının İskilip’e getirilmesi, kabrinin yapılması ,isminin bir kamu kurumuna verilmesi bir “iade-i itibar”dır, bir hakkın teslimidir. Bu iradeyi ortaya koyan ve emeği geçen herkese minnettarız. İnşallah bu başlangıç, bu ülkede yapılan haksızlıkların tartışılmasına vesile olurda, ak kara ortaya çıkar.

Bu durum mutlaka İskilip’e olan ilgi ve ziyaretleri artıracaktır. Ama şunu unutmamak gerekir ki, o alim bir insandır ve son devrin din mazlumlarından biridir,şehidimiz ve manevi büyüğümüzdür. İskilip’te iyi niyetlerle, Allah rızası için bu hizmeti görenler; niyet, üslup ve uygulamalarına dikkat etmeli, onu, “tarihi kent İskilip” vizyonu içerisinde bir figür olarak görme konumuna düşmemelidir. Yaklaşık bir asır sonra memleketine dönen Atıf hoca efendi’ye sahip çıkan İskilip, bunun bereketini her halükarda yaşayacaktır inşallah.

Bence vakit kaybedilmeden memleketimizin önde gelen isimleri ,hoca efendi adına bir vakıf kurmalı, Muhammed Atıf’ın fikirlerinin tanıtılması ve anlaşılması çalışmalarını bu vakıf yürütmelidir.

Kurulacak vakıf aracılığı ile Muhammed Atıf hoca efendinin fikir hayatı ve ilmi eserleri üzerine yüksek lisans, doktora çalışmaları yapılması teşvik edilmelidir.

Peygamber efendimizin (sav) doğumunu Rebi’ül-evvel ayının 12.gecesi mevlid kandili olarak kutlamaktayız. Muhammed Atıf hoca efendi de hicri doğum tarihinde akademisyenlerin katıldığı programlarla anılmalı, hoca efendinin ilmi kariyerine, eserlerine, düşüncelerine ve bunların anlaşılır ve yaşanır olmasına yoğunlaşılmalıdır.

Yakın tarihimizde yapılan zulüm, haksızlık, yanlışlık ve tezgahlarla yüzleşme demokratik ve hukuki bir süreçtir. Hoca efendinin haksız bir şekilde asılması da bu süreçte yerini almıştır. Bu yüzleşme sırasındaki üslubumuz ilçemizde ve ülkemizde yeni ayrışmalara sebep olmamalı, süreç güçlenen demokrasinin dinamikleri içinde ilerlemelidir. Başta siyaset kurumu ve sendikalar olmak üzere sivil toplum kuruluşları bu sürece sahip çıkmalıdır.

Hoca efendiye yapılan haksız ithamlar net bir şekilde yanıtlanmalıdır.

Hoca efendinin basılı eserleri kamuoyuna tanıtılmalı, gerekirse eserler yeniden gözden geçirilmeli,bulunurluğunun artması ve okunması için projeler yapılmalıdır.

Bu vesile ile Gülbaba ve Hacı Karani hazretleri gibi değerlerimiz halkımıza öğretilmelidir.

Modern dünyanın dayatmalarına karşı aciz kaldığımız, kendimize ait olmayan yabancı hayatlar yaşadığımız, bireyselleştiğimiz, sevgisizleştiğimiz bu süreçte onu anlamaya ihtiyacımız var. Bütün bu gelişmeler, hoca efendinin anlaşılması ve fikirlerinin gönül dünyamıza sirayet etmesine vesile olur da, Allah’ın sevgisini ve rızasını kazananlardan oluruz inşallah.

Bu yazı 1541 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar