2 - Hukukçu Şahsiyeti PDF Yazdır E-Posta
Salı, 08 Temmuz 2008
Salı, 08 Temmuz 2008 | 493 defa okunmuştur.
 

Recep Kaymakcan

M.Ü. İlahiyat Fak.

 

 ARŞİV  İSKİLİP'İN SESİ  YIL:1 SAYI:4  01.10.1987

 16. asra ilmi yönden damgasını vuran Ebussuud Efendi'nin en önemli özelliklerinden biri de kanun düzenleyiciliğidir. Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren sürekli büyümüş, geniş toprakları ve muhtelif milletleri idaresi altına almıştır. Bu sebeple fethedilen toprakların ve üzerinde yaşayan insanların en uygun tarzda idare edilmesi gerekiyordu. Bu noktada ulemâ sınıfıyla, onun başı olan Şeyhülislâm'a büyük iş düşüyordu. Zaptedilen yerlerle ilgili kanunları ya Şeyhülislâm hazırlar ya da O'nun tasdikiyle yürürlüğe girerdi.

 


Zaptedilen yerlerin geleneksel ve örfi kanunları, şeriata uygun hale getirilerek o yöre için tatbik edilirdi. Fethedilen İslam ülkeleri için bu uygulama tamamen değişikti. O civarın arazi ve örfi kanunları aynen alınırdı. Sadece tatbik edenler değiştirilirdi. Mesela 1516'da Osmanlı Devleti'ne katılan eski Akkoyunlu ülkesi için yeni kanun tatbiki yapılmayıp Uzun Hasan adına düzenlenen kanunname aynen uygulanmış, daha sonra fetva ile de Ebussuud Efendi bunu pekiştirmiştir.

 


Ama Hıristiyan ülkesi olan Avrupa'da yapılan fetihler için yeni kanunlar düzenlenirdi. Kanuni döneminde de Ebussuud Efendi tarafından kanunname düzenlenerek tatbik edilmiştir.

 


Bir de hiçbir bölgede değişmeyen genel hükümler vardır. Mesela, hırsızlık yapana verilen ceza gibi. Padişah da zaman zaman örfi kanunların şeriata uygunluğuna dair Ebussuud Efendi'den fetva istemiş, uygun olmayanları da yeniden düzenletmiştir.

 


Büyük âlim Ebussuud, kanunları düzenlerken hem şeriat devleti düşüncesini esas tutmuş, hem de örfî kanunlara büyük önem vererek tebânın düzenini korumuştur. İdarenin de kanunların dışına çıkmamasını temin etmiştir. Yani bugünkü tabirle "Hukuk Devleti" ilkesine riayet edilmesini sağlamıştır.

 

 

 

Ebussuud Efendi'nin önemli yanlarından biri de; Osmanlı toplumunun temel unsuru olan Türk örf ve adetlerini iyi bilmesidir. Kanun yaparken Türk örf ve adetlerini koruyarak içtimâi düzenin bozulmamasını sağlamıştır.

 


Zaman zaman bu yönü tenkit edilmişse de, kendi ifadesiyle: "Fitne ve fesadı yok etmek dururken, kendini bilmez iki mollanın lafına kulak verilmez" demiştir. Böylelikle toplum İslâm'ı yaşarken, tabi fıtratı üzere hareket serbestiyeti sıhhatli bir düzenin kurulmasına vesile olmuştur. İnsanlar bu düzen içinde rahatlıkla yaşamışlardır. Bu Osmanlı Devleti'nin Avrupa fütûhatında, Hıristiyanların kitleler halinde İslâm'ı seçmelerinin sebeplerinden biri olmalı.

 

 

 

Kendisi aynı zamanda sûfi bir babanın oğlu olan Ebussuud Efendi, İslâm'ın ruhuna uygun olan tasavvufu takdir etmiş ancak İslâm'ın ruhuna uygun hareket etmeyen mutasavvıflarla da mücadele etmiş ve onları cezalandırmıştır.


Ebussuud Efendi mümkün olduğu kadar devlet idaresinde tasavvuftan ziyade şeriatı birinci planda tutmuş ve bu tip şahısların önemli kademelere gelmemeleri için gayret göstermiştir. Kendisi aynı zamanda sûfi bir babanın oğlu olan Ebussuud Efendi, İslâm'ın ruhuna uygun olan tasavvufu takdir etmiş ancak İslâm'ın ruhuna uygun hareket etmeyen mutasavvıflarla da mücadele etmiş ve onları cezalandırmıştır. Mesela tasavvufta ilerleyen bir şahıs için her türlü haram ve helalin kalkacağını söyleyen Oğlan Şeyh'in ve Melami Şeyhi Hamza Bali'nin idam fetvasında imzası vardır.

 

 

 

Ebussuud Efendi, şekil olarak ya soru/cevap şeklindeki fetva formunda, ya da arzname veya eski yeni kaidelerden oluşan genel kapsamlı kanunname şeklinde düzenlemeler yapmıştır.
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
+/- Yorumlar
Yeni Ekle

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

Yazarlarımız




 

 


İz Bırakanlar