Kanser savaşcısı
Y.Faruk Kanber

Y.Faruk Kanber

Kanser savaşcısı

02 Mart 2016 - 16:43 - Güncelleme: 23 Kasım 2016 - 16:51

“Ben kanser hastası bir kızım, etrafımdakiler her ne kadar belli etmeseler de yakında öleceğimi düşünüyorlar. Taze koyulan teşhisimin ardından, bedenimin çölün ortasında kalmış bir ağaç gibi çürüyeceğine, uçaktan düşen bir arabanın parçaları gibi birbirinden ayrılacağına inanıyorlar.

Muhtemelen siz de başka şans vermiyorsunuz bana. Şu günlerde, kanser denilen şey dilden pek bir kolay çıkmaya başladı ve peşinden getirdiği ölüm kimseyi şaşırtmıyor. Sanki hayatın normal bir parçasıymış gibi davranıyorsunuz, ama değil. Yaşadığım şeyler, izlediğiniz filmlere benzemiyor; oradaki başrol oyuncuları gibi kanser olduğumu sakin bir şekilde açıklayıp bunun hayatın akışında varmış gibi davranmamı beklemeyin.

Hayır, kesinlikle sakin kalmamı beklemeyin. Aksine çığlık atmak istiyorum. Olup biten her şey gözlerimin, gözlerinizin önünde gerçekleşirken, boyun eğmek istemiyorum. İyi şeyler diliyorum, kendim adıma ve keşkelerim uğruna.

Arzulardım ki, yediğim yiyeceklerin içerisindeki besin değerleri bu kadar düşük olmasaydı, yeterli vitaminleri alamadığım için bana bunu ilaçlar yoluyla vereceğini söyleyen milyar dolarlık bir sektör oluşmasaydı. Gıdalarımı bozmasalardı yeterliydi. En azından bedenim güçlü kalırdı ve hücrelerimden herhangi birinin, diğerlerini öldürecek bir teröriste dönüşme ihtimali azalırdı.

Bu asrın da vebası kanser diyerek durumumu normalleştirmeye çalışmasaydılar keşke. Belki o zaman, matematik cetveli gibi birbiri ardına hizaya sokulmuş hiyerarşik tedavi metotlarına noktası noktasına uymak zorunda kalmazdım. Ne kadar korkutucu olduğunu tahmin edebilirsiniz. Siz hasta olmadan önce, sizin hastalığınız için hazırlanmış kademeli bir uygulama var ve hiç kimse bunun dışına çıkamayacağınızı söylüyor. Üstelik yaşayacağınızın garantisi de yok!

Peki ya sokağa çıktığım her gün dumana boğulmasaydım! Ciğerlerim, egzoz gazının iğneleyici etkisine maruz kalmasaydı eğer; belki arkadaşlarımla okul bahçesinde oyun oynarken, durduk yere kan kusup başkalarını korkutmazdım.

Şimdi daha iğrenç bir şeyden bahsedeceğim. Eminim sizi şaşırtacak. Bana öyle geliyor ki, elbette yalnızca bir his, bazıları benim kanser olmama ihtiyaç duyuyor. Şimdi delirdiğimi düşünüp, saçları elektrik çarpılmış gibi görünen bir kızı hayal edebilirsiniz fakat bir yanım bana bunu söylüyor. Bana, beni asla iyileştirmeyecek ilaçları yüklü miktarda fiyatlarla dayayan ve ondan başka şansımın olmadığını düşünmemi isteyen bir sistem görüyorum.

Sanki beni, bir uyuşturucu bağımlısı gibi, hastane bağımlısı yapmaya çalışıyorlar. Olacakları görüyorum. Tedaviye başladığımda yeni ıstıraplarla yüzleşeceğim ve bu acılardan kurtulmak için yeni tedavilere ihtiyaç duyacağım. Bu böyle gelip gidecek. Tıpkı anneme olduğu gibi. Kalbi hasta olduğu için kan sulandırıcı bir ilaç kullanırdı ama o ilacın etkisinden kurtulmak için, böbreğini, karaciğerini ve pankreasını koruyan üç farklı kapsül daha alırdı.

Doktorların ağzında, buradan başka bir yerde daha iyisini bulamazsın tavrıyla konuşan bir tüccarın kelimeleri dökülüyor; tek kurtuluşumun kemoterapi olduğundan bahsediyorlar. Bu beni sinir ediyor. Gördünüz ya, sinir ederek beni bir adım daha ölüme yaklaştırıyorlar.

Hayır, bunların hiçbirini yapmadım. Gün be gün saçlarımın dökülmesini seyrederek, ne kadar çirkin bir kız haline geldiğimi görüp, ayna karşısında kafayı yemeye hevesim yoktu. Kemoterapi, öldürmemesi gereken hücrelerimi de katlederken, elden ayaktan düşüp, yalnızca ailemin gözlerindeki kederi seyretmekten gayrı bir seçeneğim kalmayana dek yataklara bağlanmayı beklemedim.

İlk başlarda kıyameti kopardım diyebiliriz. Hastaneden defalarca kaçtım, beni defalarca geri götürdüler. Hapishanede tutuklu gibiydim. Sonra da usanmadan bağırıp insanların azmini kırdığım kısma geldim. Çığlıklarım o kadar dayanılmazdı ki, hastaneden çıkışıma izin vermekten başka bir seçenekleri kalmadı.

Ve kötü son!

Ölmedim…

Beklenilenin aksine!

Biraz okulu astım, hastalığım dolayısıyla üzerime düşen ailemin ilgisini acımasız bir şekilde kullandım; ben sağlıklıyken izin vermeyecekleri birçok şeyi yaptım. Saçlarım kafamda kaldı. Ten rengim solmadı. Geceleri başımı yastığa koyduğumda kanser olduğum gerçeğini kafamdan attım; çünkü sinir bozucu derecede hastalığın bir yalan olduğunu kendime inandırdım. Sonuç olarak, kendimi asla çaresizliğin içine bırakmadım. Çünkü ben bir savaşçıyım.” 

Bu yazı 1389 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar