İçimizdeki astronatlar
Y.Faruk Kanber

Y.Faruk Kanber

İçimizdeki astronatlar

29 Şubat 2016 - 16:42 - Güncelleme: 23 Kasım 2016 - 16:52

“Ben bir astronotum ve bugün bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek için konuşacağım. İnsanların çoğu, uzay adamlarını/kadınlarını, aylarca yukarıda tek başına bırakılmış, aynı yüzleri milyon kez görerek kafayı sıyırma yüz tutmuş kişiler olarak tanıyor. Fakat bilmediğiniz bir şey var; bizler sizin içine gömüldüğünüz ıssız yalnızlığı hiçbir zaman tatmadık.

Elbette aramızda bazı farklar var. Yirmi birinci yüzyıl insanız tek başına yaşamayı kendi ayaklarının üzerinde durmak olduğunu savunuyor. Yalnızlığıyla övünebiliyor. Kim böbürlenmiyor ki?

Sizleri görüyorum; yalnızla övülenleriniz, hayatta tek başına kalmış halde. Her biriniz cami avlusuna bırakılıp kendinizle savaşacağınız bir mücadeleye terk edilmişsiniz. Yalnızlık sevdalılarının bundan zerre haberi yok. Sizleri kafelerde tek başınıza sigaranızı tüttürürken görüyorum. Etrafı dalgın dalgın izliyorsunuz. Muhabbetsiz. Başkalarının ilgisine aç kalmış haldeniz, diğerleri size yaklaştığında ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Çünkü yalnızlığa alıştınız, ondan kopamıyorsunuz.

Sürekli uzayın soğuk olduğunu söyler dururlar. Yine yanıldınız. Uzay ne soğuk ne sıcak. Fakat soğuk olsaydı eğer, yalnızlıkla övünenlerin kalpleri kadar dondurucu olamazdı sanırım.

Çünkü dev ekranlarınızda izlediğiniz yüksek bütçeli filmler, başrol karakterleriyle, ne kadar yalnız olursanız o kadar havalı görünüp ciddiye alınacağınızı söylüyor size; ve siz de bu milyon dolarlık filmler sayesinde kibirli tavrınızı takınıp dünyanın çürüyen kısmını, ölen çocukları unutuyorsunuz. Zira, tek başına görünerek havalı olma etkisini bırakmak için uğraşıyorsunuz.

Yalnızlığınızı kaybetmekten korkuyorsunuz, çünkü biliyorsunuz ki, başkalarına ödün verdiğiniz anda elinizdekilerden vazgeçmek zorunda kalacaksınız. Sahip olduklarınızı paylaşma hatasına gireceksiniz. Ne demek istediğimi anlıyorsunuz ya! Bu dünyadan umudunu kestiğini iddia ederek baygın gözlerle etrafa bakan birinden, kim ölen yeryüzü için yardımda bulunmasını isteyebilir ki? “Ruhu ölmüş,” derler. “Bırakın yalnız kalsın.”

Neden yalnızsınız ve bu ayıbınızı örtmek için astronotlara neden çamur atıyorsunuz? Tamam, buldum: Tüketim Çılgınlığı bunu istediği için! Evet, kesinlikle öyle. Şimdi bir düşünsenize, kurtların yalnız gezen ceylanlara ihtiyacı var. Ne de olsa tek başlarınayken onları avlamak kolay. Tüketim Çılgınlığı sizin peşinizdeki alfa kurt. Her yıl binlerce, milyon dolarlık film çekerek, size yalnızlık, havalı olmak, kimseyi iplememek gibi boş insan meselelerini özendiriyor. Sonra aynı alfa kurt, bir başınalığınızdan faydalanarak, ihtiyacınız olmayan zıvırları size satarak, hayallerinizin peşinde koşmak için kullanabileceğiniz aylık maaşlarınızı cebinizden alıyor.

En azından ben hayallerimi gerçekleştirip uzayı yakından izleme fırsatıma kavuştum. Aynı zaman  paramı da alıyorum ve emin olun yukarıdayken Tüketim Çılgınlığı(Alfa Kurt) bana ulaşamıyor. Siz ise, sevmediğiniz işlerinizde günlerinizi tüketirken, tek keyfinizi molalarda tüttürdüğünüz sigaralarınıza bağlayarak, o dumanın tenhasına zincirlendiniz.

O kadar kendinize kaldınız ki, şehit haberleri, ölen çocuklar, savaşlar, yalanlar ve üç kağıtlar sizde hiçbir karşılığı olmayan tınılar haline geldi. Tek dilediğiniz Facebook ya da Twitter'daki paylaşımlarınızı ne kadar kâle alındığı. Başkalarının onayıyla hareket eder haldesiniz. Yalnızlığınızın sizi bencilleştirip güçlendirdiğini düşünüyorsunuz. Evet, bencilleştiniz fakat güçlü olduğunuz bir yanılgı. Yalnızlık sizi, kendi içine kapanmış, her ne kadar belli etmemek için çabalasanız da, diğer insanların iznine ve alakasına bağımlı hale getirdi.

Artık sadece izlediğiniz dizilerle konuşuyorsunuz. Kimsenin sizi dinlemediğinin farkındasınız, zira siz de kimseyi dinlemiyorsunuz. Tek dileğiniz, etrafınızdakilerin, onlara ihtiyacınız olmadığını bilmesi; Hatta bu dilediğiniz gerçekleşmesi için etrafınızdakilere muhtaç kalmanıza rağmen. Tüm bunların sebebi kendinizi senaryonun baş karakteri olarak görmek.

Tüm bu ithaflarımı önce kendimi hedef olarak söylüyorum. Yirmi birinci yüzyıl çocuklarının yaşadığı yalnızlığı biliyorum çünkü ben de bu asrın evladıyım. Yine de hiçbir zaman bununla övünmeye kalkmadım. İşte astronotların farkı.

Peki hala yalnızlığınızla övünmek istiyor musunuz? Yalnız olduğunuz belirterek başkalarına karşı saygıdeğer olmayı hakkettiğinizi düşünüyor musunuz? Sizin bileceğiniz iş. Yine de, bir dahaki sefere astronotlara bulaşmadan önce iyi düşünün. Astronotlar kimsesizliğinizi yüzünüze vurur.”

Bu yazı 1462 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar