ORUÇ AHLAKINI KUŞANMAK
Rüştü Köse

Rüştü Köse

ORUÇ AHLAKINI KUŞANMAK

02 Haziran 2017 - 04:43 - Güncelleme: 02 Haziran 2017 - 08:55

Hamdolsun rabbimize oruç nimetiyle bizi şereflendirdi. Oruç ibadeti ise Kur’an’ın indirildiği ayı şereflendirdi. Ki insanlığı şereflendiren ve insana insanlığın değer ve onurunu kazandıran Kur’an bu ayda indirilmiştir. Peygamberimiz en değerli şeylerin kıymetini Oruç tutarak göstermiştir.

“…Ramazan ayıdır ki, insanlığa rehber olan, bu rehberliğin apaçık belgelerini taşıyan ve hakkı batıldan ayıran Kur'an işte bu ayda indirilmiştir. Sizden biri bu aya ulaştığında oruç tutsun…” (Bakara suresi 185. Ayet)

Oruç sadece yemeden, içmeden kendimizi alıkoymak değildir. Oruçla kazandığımız en büyük değer elbette sabır olmakla birlikte sabrın getirdiği irade gücüdür. Kendimizi her tür kötülükten tutmaktır. Nefsin ve şeytanın verdiği her vesvese ve kötülüğe karşı direnebilmektir.

Oruç aslında mükemmel olarak yaratılan insanın KEMAL vasfını kazandığı en değerli zamandır. Yani insan fıtratına dönüyor. Ahseni Takvim olarak yaratılan insanın tüm kirlenmişliklerinden, çirkinliklerinden ve de en güzel konumdan en kötü/en alçak “Esfeli Safilin” konumundan kurtulup “fabrika ayarlarına” geri dönmesidir.

Bu minvalde bunun yolu yukarıda zikredilen ayette geçen “Hidayet Rehberi”, “Hakkı batıldan ayıran” ve “Hakka götüren Delil” olan Kur’an’a tabi olmakla mümkün olacaktır. Rahmet ikliminde Kur’an’ın rahmet, lütuf, fazl ve ruhu okşayan yönüyle yoğrulup, Kur’an ile yeniden dirilişe geçilmelidir. Hz. Muhammed’in (as.) muhteşem örnekliğinde “Kur’an Ahlakı” üzere olunmalıdır.

İşte! Ramazan ayının inşa eden ve insanı fabrika ayarlarına yani fıtrata döndüren muazzam yönü burada şekillenecektir. Kur’an ve peygamberimizin belirleyici ruhundan yoksun olarak rahmet iklimini yaşamak olumlu sonuç getirmeyecektir. Geçmiş yıllarda yaşanan ramazan aylarında olduğu gibi.

Oysa Rasulü Ekrem efendimiz; ‘burnu sürtülsün o kimseye ki’ dediği kişilerden biri bu kapsamda ramazan ayını iyi değerlendirmeyen kişidir. Ne güzel söylemişti: “Ramazan ayına ulaşıp bayram sabahına cennetlik olarak ulaşmayan kişinin burnu sürtülsün…  

Neden acaba… Geniş ve derinliğine düşünmek gerek!

Kaç ramazan yaşadık, senelerce oruç tuttuk, belki yüzlerce hatim yaptık.

Ne oldu… Tuttuğumuz oruçlarla hayatımızda neler değişti?!

Ne oldu… Ramazan iklimi hangi ahlaki davranışımızda güzellikler getirdi, rabbimizin beğenmediği hangi kötü ahlaktan kurtulabildik.

Ne oldu… Okuduğumuz hatimlerle Kur’an hayatımızda neyi inşa etti, neleri değiştirdi?!

Ya da… Ramazan ayında sahip olduğumuz güzel davranış ve ibadetlerimizi hayatımızın tümüne yahut senenin tamamına yayabildik mi?!

Yani, Ramazan ayının rahmet iklimini oluşturan Kur’an ile varlığımızı şereflendirip çevremizi Onun nuruyla aydınlatabildik mi?...

Ki evvelinde Onun nuru kalplerimizi mutmain kıldı mı? Kur’an’ın ruhu ile canlanabildik mi?

Ramazan aylarının sonrasına baktığımız zaman bizler yine aynı biziz… İslam ümmeti yine aynı ümmet… Sanki ramazanın rahmeti uğramamış, rahmetinden eser kalmamış…

O halde, Oruçla şereflenen değerli dostlar, gelin bu sene orucu yemek-içmek anlamına hapsetmeyin… Ruhumuz Kur’an’ın ruhuyla kuşansın. Kur’an ahlakıyla ahlaklansın.

Sonuçta; ahlak orucu tutalım şu ahlaksızlıklara inat. Hele ki ahlaksızlık Müslümanda olunca daha kötü oluyor. Çünkü Mümin kişiye güzel ahlak yaraşır… Çünkü din güzel ahlaktır.

Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlallah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim yalan sözü ve onunla ameli terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhârî, Savm, 8; Ebû Dâvud, Savm, 25; Tirmizî, Savm, 16.)

Yahut: “Nice oruç tutan vardır ki, orucundan kendisine kalan, sadece açlık ve susuzluktur.” (İbn Mâce, Sıyâm,21)

Oysa Oruç ne güzel ahlak ve yüksek şuur inşa ediyor bilinçli kullarda:

Rasûlallah (s.a.v) şöyle buyurdu: Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Oruç sırf benim içindir, onun mükâfatını (dilediğim gibi) ben vereceğim. Kulum arzularını, yemesini ve içmesini benim için terk etti. Oruç bir kalkandır, perdedir. Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, iftar ettiği vakitteki sevincidir, diğeri de rabb’ine kavuştuğu vakitteki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.” (Buhârî, Savm, 2; Müslim, Sıyâm, 161.)

Bu hadiste, “Sizden biriniz oruç tuttuğu gün, kötü söz sarf etmesin ve bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa ‘Ben oruçluyum.’ desin.” şeklinde bir ilave vardır.

 Şu durumda ahlaksızlık olan; yalan söz, emanete ihanet, verdiği sözde durmamak, güvenilir olmamak, ikiyüzlülük, riyakâr olmak, kaba ve küfürlü konuşmak, aldatmak, dedikodu, gıybet-iftira, hak ihlalleri vb. gibi şeytani davranışlardan uzaklaşıp rabbimizin razı olduğu ahlakı elde etmeli.

Kur’an ahlakı üzere olmak Oruç Ahlakını kuşanmaktır. Tertil üzere/yani ayetleri düşüne düşüne okuyup anlayarak, üzerinde tefekkür edip ahlakımızı inşa ederek ulaşabileceğiz.

Ne mutlu! Oruç ahlakını kuşananlara! Ne mutlu! Oruç ahlakını hayatının tüm yaşamına ve zamanlarına yayanlara!

Ne mutlu! Oruç ahlakıyla bayram sabahına Cennetlik olanlara!

 

 

Bu yazı 1861 defa okunmuştur .

Son Yazılar