ÇOCUKLARIMIZA BAŞKALARINI ÖNEMSEMEYİ ÖĞRETEBİLMEK
Pınar Holt

Pınar Holt

PINAR

ÇOCUKLARIMIZA BAŞKALARINI ÖNEMSEMEYİ ÖĞRETEBİLMEK

24 Kasım 2017 - 18:16 - Güncelleme: 27 Kasım 2017 - 18:20

Okulların açılmasıyla kızım da bu sezon yeni okul ve yeni arkadaşlara uyum sağlamaya çalıştı. Artık bayağı bir adapte oldu. Ancak ilk günler kızımın bir gözlemi olmuştu ve gelip bana anlatmıştı.

‘Anne serviste bir arkadaşım var. Her sabah ‘Günaydın’ diyorum, kafasını çevirip bana cevap vermiyor’

Aslında bu benim çok şaşırmadığım bir durum. Bazen biz yetişkinlerin de aynı iş yerinde çalıştığımız insanlarla ve hatta aynı apartmanda yaşadığımız komşularımızla karşılaştığımız durum değil mi?

Kızıma sordum:

- ‘Peki arkadaşın cevap vermeyince kendini nasıl hissediyorsun?’

- ‘KÖTÜ.

- ‘Peki ne yapmayı planlıyorsun?’ dedim. Baktım pek bir cevap yok. Belli ki benden bir destek bekliyor.

- ‘Su’cum 2 tane seçeneğin var. Dilersen arkadaşına günaydın demeyi kesebilirsin. Dilersen de sana bir gün karşılık verene kadar günaydın demeye devam edebilirsin, karar senin’ dedim.

- ‘GÜNAYDIN demeye devam edeceğim’ dedi.

- ‘Peki nasıl istersen’ diyerek kendisi konuyu açana kadar kapadım. Yaklaşık 2 hafta sonra kızım yanıma geldi ve – ‘Anne biliyor musun arkadaşım bugün bana GÜNAYDIN dedi’ diye mutluluğunu paylaştı. Ben de en az onun kadar mutlu olmuştum.

 

Hepimiz, çocuklarımızın büyüdüğünde merhametli insanlar olmasını istiyoruz değil mi? İnsanları seven, önemseyen, saygı duyan, başkalarının içinde bulunduğu zor koşullar için endişe duyan, empati gösteren, merhamet eden ve yardım eden çocuklar yetiştirmenin stratejilerini bu yazıda bulabileceksiniz.

Araştırmalar aslında çocukların paylaşmak ve başkalarına yardım etmek için köklü bir iç güdüye sahip olduklarını gösteriyor. Hatta bir araştırma; bebeklerin başkalarından almaktan çok daha verici olduklarını göstermekte’ Öyle görünüyor ki, aslında çocukların doğasında paylaşma ve sevgilerini gösterme fazlaca var. Ancak zaman içerisinde aile tutumları ve çevresel faktörlere göre davranışlarında değişiklikler gösterebiliyor.

Peki biz çocuklarımıza maddi ve manevi paylaşmanın ve cömertliğin, kişisel mutluluğa olumlu etkisini nasıl anlatabilir ve onları nasıl teşvik edebiliriz?

  1. MODEL OLMALIYIZ

Çocuklar bizim tutum ve davranışlarımızı izleyerek çok şey öğrenirler. Yapılan birçok araştırma ‘Çocukların hem sevgisini gösterme hem de yardımlaşma anlamında cömertliklerini aile bireylerinin mutlaka bir tanesini model alarak öğrendiğini’ bildiriyor.

Bana göre ‘Cömert ol, günaydın de, eşyalarını paylaş!’ gibi söylemlerde bulunmak yerine, bunları öncelikle kendimiz yaparak model olmalıyız. Kızımı büyütürken ‘Günaydın demelisin, eşyalarını paylaşmalısın’ gibi sözler kullanmadım. Sadece kendim herkesi selamlamaya ve birçok gönüllü aktivitede bulunmaya, paylaşmaya özen gösterdim.

  1. İNSANLARIN NEDEN YARDIMA İHTİYAÇ DUYDUKLARINI AÇIKLAMALIYIZ

Bizler biliyoruz ki çocuklar yaptıkları her eylemin bir sebebi olduğunu bilmek isterler. Bu başkalarına yardım konusunda da değişmez. Evet biz yardıma muhtaç olanlara el uzatmalıyız ama neden? Gerekçelerini mutlaka çocuğumuza açıklamalıyız. Neden yardım ediyoruz? Neye yardım ediyoruz? Neden yardıma ihtiyaçları var?

Wilhelm of Indiana Universitesi’nden Mark Ottoni’nin yaptığı araştırmaya göre; ailelerin cömertlik ve paylaşma hakkında çocuklarıyla yaptıkları sohbetlerin, çocuğun davranışları üzerine olumlu katkısı olduğunu gösteriyor.

  1. ÇOCUĞUN YAPTIĞI YARDIMIN ETKİSİNİ GÖRMELERİNİ SAĞLAYIN

Çocuğumuzun oynamadığı oyuncakları ya da giymediği kıyafetleri başka bir yere bağışlama ya da başka birileriyle paylaşması için teşvik etmeliyiz. Kullanmadığı eşyaları kendisinin ayırmasını ve bağışlanacak yere kendi elleriyle eşyaları ulaştırmasına fırsat vermeliyiz. Araştırmalar maddi ya da manevi yapılan cömertliğin olumlu geri dönüşünü görebildiğimiz takdire, yeni bir deneyim için motive olduğumuzu gösteriyor.

Kızımla beraber ayırdığı oyuncak ve kitaplarını vermek üzere semtimizde saatlerce Suriyeli aile aradığımız gün aklıma geldi. Sonunda çocuklarıyla bir köşede oturan bir anne bulmuştuk. Su, koşarak 4-5 yaş civarında ki çocuğa hediye paketi yaptığı oyuncak ve kitapları vermişti. İki çocuğun birbirine sevgi ve mutlulukla dolu bakışlarını keşke kelimelerle tarif edebilsem...

  1. SEÇİM HAKKI VERMELİYİZ

Netta Weinstein ve Richard Ryan’ın yaptığı araştırmalarda insanların maddi ve manevi yaptıkları yardımların tamamen gönülden ve kendi iradeleriyle karar verdikleri ve motive oldukları gözlemlenmiş. Dolayısıyla çocuklara seçenek sunmalı, istemediklerinde zorlamamalıyız aksi takdirde yaptıkları eylemin ev ödevi yapmaktan bir farkı kalmayabilir.

Evde her sene bir köy okuluna yaptığım kitap kampanyalarının toplama ve kolileme kısmında kızıma ‘Bana yardım etmek ister misin?’ ya da ‘Bu kitaplar senin yaşıtlarına gidiyor, kütüphanenden katkıda bulunmak ister misin?’ gibi zorlamadan, kızımın kendi kararına bıraktığım soruların cevaplarına hep olumlu dönüş aldım.

  1. YAŞAM HAKKINDA OLUMLU BAKIŞ AÇISI GELİŞTİRMELERİNİ SAĞLAMALIYIZ

Onlara hayata olumlu tarafından bakabilmeyi, teşekkür etmeyi, başkalarına nezaket göstermeyi, doğaya ve hayvanlara karşı şefkatli ve nazik davranmayı öğretebilmeliyiz.

  1. MİNNET DUYGUSUSUNU GELİŞTİRMELERİNİ SAĞLAMALIYIZ

Çocuklarımıza minnettar olmayı öğretmede ilk adım, sık sık kendi sahip olduğumuz nimetler üzerine olumlu yorum yaparak ve şükür ederek onlaraminnettarlığı modellemektir.

Kızımla akşamları gün içerisinde başımdan geçen güzel bir iki konuyu, duyguyu paylaşıp ve sonra onun başından geçen güzel şeyleri paylaşmasını teşvik etmeye çalışıyorum. Elbette moralimizi bozan yaşadığımız olumsuzlukları da birbirimizle paylaşıyoruz ama sonunu hep ‘İyi ki varsın, seninle bunları paylaşabilmek çok güzel’ diye bitirmeye çalışıyoruz.

 

ZOR DEĞİL!

Çocuklarımıza başkalarını önemsemeyi, sevgi ve saygı, merhamet göstermeyi, yardım etmeyi öğretmek zor değil. Unutmayalım ki onların en iyi öğretmenleri biz ebeveynleriyiz!

Seminerlerimde, yazılarımda ve hatta her ortamda hep dile getirmeye çalıştığım üzere; ‘Kullandığımız eşyalar, oturduğumuz evler ve hatta üzerimizdeki elbiseler dahil olmak üzere aslında hiçbir şey bize ait değil. Doğanın kanunu olarak biz, çıplak geliyoruz ve çıplak gidiyoruz bu dünyadan… Ve ardımızdan bırakabileceğimiz tek baki kalan ise SEVGİMİZ ve PAYLAŞTIKLARIMIZ.

Zaten hayat da sevdikçe ve bir elimizi diğer bir ele dokundurdukça güzel değil mi?

Sevgiyle.

Bu yazı 211 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar