METİN KALYONCU
Mustafa Yolcu

Mustafa Yolcu

METİN KALYONCU

18 Eylül 2020 - 01:17

 

METİN KALYONCU- 11.4.2012

 

MY- Çocukluğunuzdan itibaren kendinizi tanıtırmısınız.

MK-1938 Yılında İskilip meydan mahallesinde, babamın yaptırdığı konakta doğmuşum. Babam İskilip manifaturacı esnafından Arif Kalyoncudur. Biz beşkardeşiz. Ben beş yaşında yetim kalmışım. Annemin anlattıkları İstiklal savaşı hikâyeleri ile büyüdüm. Dedem Cinnoğlu Mehmet Efendi, medrese tahsili yapmış.

 

Annem İstiklal Harbi hikâyelerini, ağlayarak çok güzel anlatırdı. İstiklal harbine üç kardeşim gitti. İkisi geri dönmedi derdi. O döneme ait anlattıkları birçok şey vardı.

 Bunlardan birisi olan İskilip Üstünde bir Kara bulut türküsünü anlatıyım. İstiklal harbine 17 yaşından 40 yaşına kadar tüm erkekler katılmış.  Köylerde erkek kalmamış. İstiklal harbinden kaçan asker kaçakları, köylerde ve arazide haydutluk yapıyorlar.  Evlerde ne varsa alıp götürüyorlar.  Dedem iyi silahşor olduğu için, bizim eve gelemiyorlar. Dedem öyle namazına camiye gittiğinde, bizim evi kuşatıyorlar. Dedem eve geldiğinde evi kuşatılmış olarak buluyor. Dedem bağırıyor “ Afey kaç kızım”. Dedemi yakalayıp dövüyorlar. Yola bırakıyorlar. Evde kıymetli ne varsa alıp götürüyorlar. Dedem evde bulunan üç koyunu sırası ile kestirip, postunu kara bere olan sırtına sardırarak tedavi ettiriyor. Sonrada İskilip’e Jandarma komutanına giderek durumu aktarıyor. Komutan dedemin yanına Jandarma vererek, köyleri bir hafta geziyorlar. Köy basan eşkıyalardan üç tanesi yakalanıyor. Yargılanarak haklarında ölüm emri çıkıyor. Ekin pazarında asıyorlar. Anaları ağıt yakarak asılma hikâyesini anlatıyor. Bu şekilde İskilip Üstünde Bir Kara Bulut türküsü doğuyor. Annemin de bir dörtlüğü vardı:

İskilip’ten çıktım saat beş idi

Kızıl ırmağa geldim güneş ışıdı.

Peşimdeki jandarmalar beş idi

Aman anam aman kıydırma bana

Nasıl dayanayım yavrum ben sana

Bu asılma olayını köy imamlığı yapmış, Giritli oğlunun Etem efendi 1970 yıllarda bana, kütüphanede çalışırken anlatmıştı.

İskilib’in araştırılmamış, o kadar zengin bir kültürü var ki. 1969 yılında üniversite de okuyan sağcı solcu İskilipli talebeleri, bir araya getirerek dergi çıkarmalarını tavsiye ettik. İki adet dergi çıkardık. O gençler sağcılığı solculuğu bir tarafa bırakıp, İskilipliği esas aldılar. Onlardan milletvekili, doktor, mühendis olanlar oldu.

Ankara’da İskilipliler Derneği vardı. Bu dernekte Ahmet Ekiz ağabeyimizin çok emeği var. Balgat’ta derneğe arsa buldu ve bu arsa satın alındı. 12 Eylül’den sonra dernek kapatılacaktı. Derneği İskilip Kültür ve Yardımlaşma Vakfı’na çevirdiler. Şimdi ise vakıf, kendi imkanları ile iki adet bina yaptırdı. Vakıfla iftihar ediyorum. Öğrencilerimizin 50 liraya ihtiyacı var. Yüzlerce yavrumuza burs veren vakfımıza teşekkür ederim.

Şu anda tıbbiyede okuyan iki pınarlı öğrencimiz var. Bursa’da bulunan hemşerilerimize rica ettim. İhtiyacı olan öğrencilerimizi tanıdığım, ilişkim olan İskiliplilere gönderiyorum. Sağ olsunlar gönderdiğim öğrenciler ile ilgileniyorlar.  Öğrencilere burs verip, yurt temin ediyorlar.

 

Fotoğraflarla İskilip adlı bir çalışmamız var. Elimde 1000 yakın İskilip’e ait fotoğraf var. Bu fotoğrafların 82 tanesini daha önceki yıllarda yayınladık. Bu çalışmayı devam ettirip, fotoğrafların tamamını yayınlamayı, elimizdeki bulunan arşivleri kitap haline getirip değerlendirmeyi istiyorum

 

İskilip’te Esnaf Kefalet Kooperatifinin açılışını yapan, Telâşe denilen Hüseyin Bilgen ağabeyimiz, Erzurum da yapılan Esnaf Kefaletleri toplantısına Mustafa Uslu ile birlikte gittiler. Oraya İskilip tabelasını götürdüler.

Çorumda Halk Bankası açıldıktan bir yıl sonra, İskilip’e Halk Bankası açıldı.

Mutasarrıf Cemal Bardakçının, Anadolu İsyanları adlı kitabında bahsedildiği gibi; Cerrahın Hakkı Efendinin, Yozgatlı Çapanoğlu isyan birlikleri Çorum’a doğru gelirken, Alaca yolunda bastırdığını, Refet Bele müfrezesinin gelmesine kadar bu birlikleri durdurduğunu yazmaktadır.

İskilip salnamesi olan, beyleri olan, zengin esnafı olan bir yerdir.

İskilip’te altı tane kütüphane, 8 adet medrese,  71 tane Sübyan mektebi, üç tane İdadi, iki tane Rüştiye vardı. Çorum’da ancak bu kadar okul vardı.  Bunları kuranlar Ebussuud Efendi, Muslihittin Aktar, Köprübaşındaki Hoca zade medresesi, terzi Bekir medresesi, Osmanlı tarihine hizmet etmiş, güzel insanlar yetiştirdiler.

Biz bütün bunları tanıtamıyoruz. Bizler önce Kalyoncu’cu, sonra İskilip’ci, sonra Çorumcu, sonrada Türkiyeci olmalıyız.

Ben belediye başkanlığından ayrılırken, beni övene de sövene de hakkımı helal ettim. Şimdide helal ediyorum. Ne olacak bu yalan dünyada. İskilip ilim ve hilim’in neşet ettiği yerdir.

 

Benim tavsiyem; İskilip’i iyi görmek isteyen birileri olarak, anaların bacıların dizinin dibinde yetişen insanlar olarak, sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.İskilip’imizin köyleri boşaldı. Köylerde çoban kalmadı. Mal besleyen kalmadı. İnsanlar tembelleşti. Besicilik var ama, bu eski hayvancılığın yerini tutmuyor.  . Nasıl arastalar boşaldıysa, bağ bahçe ile uğraşan, çifcilik yapan da kalmadı.

Sanayide de gelişme olduğunu görmekteyim. Cuma günü sabah namazında Şıh Yavsu camisine geliyorlar, birlikte namaz kılıp, dua edip kahvaltı yapıyorlar. Sanayide güzel şeyler olmaya başladı. Greyder ayakkabıları, Ganik şekerleme çok iyi noktalara gelmiştir. İskilip’te yapılan kapı pencere doğramaları, Ankara’da aranılır hale gelmiştir.

 

1960 Yılında Kaymakam Latif bey Çorum yolunu genişletirken, buna karşı çıkanlar oldu. Daha sonra İskilipliler Latif beye şükran duydular.

1942 Yılında Hacıkarani’ye yapılan sağlık ocağının yerine, Çorum ilinde ikinci ameliyat yapılan hastane, 1961yılında şimdiki yere yapıldı. Yivlik kayasının bir özelliği vardır. Parçalandığın da yumuşak taşlar, 15 gün sonra sertleşmektedir. Akıllının İzet’in Ünumok motorun önüne bağladığı delgeçle kaya deliniyor, sonra’da dinamitle patlatılıyordu.  Yivlik kayası bu şekilde parçalandı. Kaya parçalandıktan sonra bu taşlar işleniyor. Gümüşhane Şiran ın bir köyünden gelen insanlar ile bu taşlardan, dört taş bir kuruşa parke taş yapıldı. Çorum caddesi ile diğer caddelerin parke taşı kaplaması, 1961 yılında başlayıp 1962 yılında sona erdi.

1953 Yılında Cevat Köstekci’nin belediye başkanlığı sırasında, İskilip’te iki tane Siemens elektrojen gurubu ile elektrik üretilmeye başlandı. 1960 Yılından sonra İskilip’e ürettiği elektrik yetmedi. Sanayi gelişmişti. Piyasayı araştırdık, Söke’de 560 beygirlik elektrojen gurubunun satıldığını duyduk. 1960 yılında belediye başkanlarını görevden alınca, o zamanki belediye başkanı olan Ziya Şenses abiyi bu işte görevlendirelim dedim. Kaymakam Latif Evrensel Bey belediyede işletme kısmı oluşturtup, bunun başına da Ziya Şenses’i getirdi. Ziya abi 560 Beygirlik Runston elektrojen gurubunu iki kamyon ile İskilip’e getirdi. O şair ağabeyimiz, Söke’den gelirken İskilip’e tavuz kuşları getirdi. Parka kümes yaptık. Havuzda angutlar vardı. Sonraki belediyecilerde buna sahip çıktılar.

 

Ziya Şenses ile birlikte, meydan köprüsünün üzerinde idik. Meydan çayı gürül gürül akıyordu. Ziya ağabeyin ağzından:

Bahar gelip meydan çayı coşunca

Bağın bahçen güzellenir İskilip.

Diye devam eden şiir döküldü.

 

Padişah ülkesini tanımak için ödenek tahsis etmiş. Alayın başına, Murtaza paşayı görevlendirmiş. Paşalar vali yetkisi ile görev yapıyor. Bu seyahata Evliya Çelebi de katılıyor. İskilip’e giderken Kızıl Irmağın kenarına geliyorlar. Irmaktan geçit yok. Yer yer buz tutmuş. Murtaza paşa nakkare çaldırarak, her deveyi geçirene bir altın verilecek diyor. Delikanlılar ırmağa atlıyorlar. Develeri geçirerek, İskilip’ e geliyorlar. Önce paşayı İskilip e almak istemiyorlar. Sonra çok güzel misafir etmişler. Seyahatnamede diyor ki: “Murtaza paşanın vesayeti ile üç gün İskilip’te yedik içtik. İskilip halkı, halktan münzevidir. O çevrenin nalı, mıhı, keçesi, ayakkabısı İskilip’ten karşılanıyor.” Seyahatnamenin ötesinde, bu bir palyografya çalışması idi. Tarih kitapları bize neler öğretiyor. Tarihi öğrenmek için seyahatnameyi iyi okumak lazım. Semerci Tevfik ustanın yaptığı semerler, Keçeci Halil’in yaptığı keçeler harika idi. Karda yağmurda o keçeyi başına tak, altında dur. Bir damlayı keçeler altına geçirmez.

 

MY- Redif kışlası hakkında ne anlatırsınız?

Redif kışlasına ağlamaktan başka yapılacak bir şeyimiz yok. Bizim küçüklüğümüzde redif kışlasının önüne davul ile zurna ile köylerden gençler gelirlerdi. Suhiylan köyünden Ahmet, Mehmet diye bağırırlardı. Sivil gelip, ellerinde potinleri ile çıkarlardı. Giyinmişler kuşanmışlar, öyle diriydi kilerdi.

Redif Kışlasının yapımına 1890 Yılında yapımı başlanmış, on yılda tamamlanmış. Bizim küçüklüğümüzde Şemsettin usta diye taş ustası vardı. O bize anlatırdı. “Misakımilli ile Redif kışlasının yapımında, Taş işçiliğini yürüten, Ermeni ustası vardı. Hastanenin yanındaki kooperatifin olduğu yerdeki Kocaoğlan kayasındaki taş ocağında, köşeli taşları kestirip yontturur, hazırlanan taşları kağnı ile inşaat mahalline getirip, binaları bu taşlar ile yapmışlar. Redif kışlası yapımında çatısı saçaklı bir bina iken, Bayındırlığın yanlış projelendirmesi ile saçaksız olarak yaptılar. İskilip’e gelen milletvekili Agah Kafkas, Vali bey, diğer daire müdürlerini redif kışlasına götürdüm. Agâh bey burayı kültür sitesi olarak yaptıralım dedi. Ama arkası gelmedi. Eski askerlik şubesi ile yanındaki cephanelik binasının yıkımına engel olamadık.     

 

Allah İskilip’te olumlu şeyler olması için çalışan insanlarımızı eksik etmesin. Fotoğraflarla İskilip tarihi diye bir çalışmamız olacak. Belki bunu kendi imkânlarım ile yapacağım. Nurul Hüda ile ilgili Göynük belediye başkanı Ahmet Çankaya buraya iki kere geldi. Bu konuyu, yani Akşemsettini iyi tanıtabilmek için kendi reklamını yaptırmak için çalıştılar.

 

İskilip’i Tarihi kentler birliğine üye yaptıran Ahmet Ertekin’e teşekkür ederim.  Kütüphanemizdeki El Yazma Kitaplar konusu vardı. Bakanlığın genelgesi ile yurt genelinde 14 İlde yazma kitaplarını sergilemek için sergi salonları açılacak. Çorumda bu illerin içinde, çok seviniyorum. Bizim kütüphanemizde uygun sergileme odası var. Ali beyle bu konuyu görüşerek, Vakıf olan bu kitapların İskilip’ten gitmemesini temin edelim. Ecdadımızın el yazması kitapları İskilip’te sergilensin. Bu konuda hemşerilerim çaba göstersin. Eserlerimize sahip çıkarak, kitaplarımızın İskilip’te sergilenmesini temin edelim.

 

MY- Metin Kalyoncu ağabeyimize İskilip için duyarlılıklarına ve gösterdiği gayretlerinden dolayı teşekkür ediyor, kendisine saygılar sunuyorum.

 

 

Mustafa Yolcu

 

 

 

 

 

Bu yazı 177 defa okunmuştur .

Son Yazılar