İskilip Lisesi Öğrenci Pansiyonu
Mustafa Yolcu

Mustafa Yolcu

İskilip Lisesi Öğrenci Pansiyonu

08 Kasım 2020 - 21:34

Eyüp Eriş   

İSKİLİP LİSESİ ÖĞRENCİ PANSİYONU -4

 

İskilip Lisesi ve Ortaokulu’nun karşısında, ayni bahçeye bakan pansiyonu vardı. Okul Koruma Derneği ve hayırsever kişiler tarafından finanse edilen pansiyon yönetimine, beni münasip görüp teklifte bulundular. Ben de kabul etmeden önce, Fuat Peker meslektaşım ve değerli dostuma sordum. Bir takım yolsuzluk şayiaları var. Geçmiş dönemlere ilişkin bazı dedikodular dolaşıyor, ne dersin dedim. Herkesin güvendiği, sözüne değer verdiği, her ortamda itimat telkin eden, İskilip’in yüce gönül adamı bana;    

“Bunlara kafanı takma, seni tanıdığım için diyebilirim, bu görev sana uyar” dedi. 

İki katlıydı pansiyon binası. Altta yemekhane, banyo, tuvalet vs.  üstte ise ahşap çiftli ranzalar yer alıyordu. Ayrıca görevli öğretmenlerin kalacağı odalar bulunuyordu ki, burada da iki ranza bulunmaktaydı. Benden başka Oktay Başkaya, Hüseyin Anlar ve Ali Duman gibi bazı arkadaşları da göreceli olarak konuk ettiğimizi anımsıyorum. 

Aşçımız çok güzel yemekler yapardı diyemem, ama çok kötü de değildi. Nohut, kuru fasulye, bulgur pilavı, mercimek, fasulye turşusu, çorba çok sıklıkla yapardı. Ama yeşil domates aşı, hiç bana göre değildi. Çünkü daha önce hiç yememiştim.  

Pansiyonun en sevdiğim çalışanı, Cemil Usta’ydı. Saçları dökülmüş parlayan kafası, yanıma gelince ellerini ovuşturarak iri gözleriyle hafiften gülümsemesi hiç aklımdan çıkmaz. Görünüşü profesör gibiydi ve bazen takılırdım. Hemen başını öne eğer, hoşuna gider ama hicap duyardı. Cemil usta çok saygılı, bana son derece sadık bir insandı. Ne oldu ne bitti bana ihbar eder, dirlik ve düzen için iş birliği yaparken, kendine de pay çıkarırdı. 

Cemil Usta ile pazara, çarşıya, kasaba, bakkala beraber giderdik. Haftalık yiyecekleri alır, elimizdeki listeye göre tamam ederdik. Cemil usta yükünü sırtlar, muzaffer bir komutan gibi pansiyona ulaştırırdı. İskilipçeyi ben Cemil ustadan öğrendim, ama zor oldu. Bıldır derdi, ellem derdi, göbeller derdi ve diye diye öğretti. Fuat bey, vefat ettiğini söyledi. Allah rahmet eylesin, iyi bilirdik. 

Korktuğum başıma geldi, hakkımda dedikodu çıkarıldı. Güya ben aşçıya özel olarak et, köfte, ızgara yaptırıyormuşum. Çok üzüldüm, istifa dilekçesi verdim. Hakkımda soruşturma yapılmasını istedim. Tamirci İzzet Akıllı ve Özel İdare Müdürü Muhittin Kafkas dernek yönetimindeydi. Muhittin bey çok efendi, saygın biriydi. Beni yumuşatmak istedi, onun karşısında hıncımdan hüngür hüngür ağladım. Fuat bey bana çamur atanların, pansiyonun şaibeli yöneticileri olduğunu biliyordu. Onlarla çok sert biçimde tartıştı ve yaratılmak istenen oyunu açığa çıkardı. Bu yüzden ve bunun gibi nice konuda beni koruyup kollayan ağabeyim, can dostum, güzel insan Fuat Bey’in büyüklüğünü bir örnekle anlatmak isterim: Bir gün yeni binada, Ayla hanımın odasına gittik. Telefonu eline aldı kolunu çevirdi, postaneye falancayı bağlar mısınız, ben Fuat bey dedi. Sonra yüzüme bakıp “bak şimdi kendimi bey yaptım” diye konuştu. Gerçekten ben de telefonda adımı ve soyadımı söylemeyi ondan öğrendim. Öğrenciler bile çoğu öğretmeni adıyla andıkları halde ona, Fuat Bey derlerdi. 

Üç yıl görev yaptım pansiyonda. Çevre ilçelerden, köylerden gelen yüzlerce öğrenciye eğitmenlik, kılavuzluk, ikamet-barındırma, yedirip içirmeye kadar başlarında bulunup hizmet verdim. Genelde gariban öğrencilerin velisi, babası oldum. Niceleri yüksek okudu, meslek sahibi oldu, ulu makamlara kadar çıktı.  

İşte böyle! İskilip’ten bir Eyüp Hoca geçmiş ve ol diyarda bir hoş seda bırakıp geçmiş. 

 

Derleyen: Mustafa Yolcu

08.11.2020

 

 

Bu yazı 420 defa okunmuştur .

Son Yazılar