Hayatı - Tasavvuf Yönü - İlmî Yönü - Eserleri PDF Yazdır E-Posta
Salı, 08 Temmuz 2008
Salı, 08 Temmuz 2008 | 999 defa okunmuştur.
 

H A Z I R L A Y A N

Recep Kaymakcan

M.Ü. İlahiyat Fak.

 

 ARŞİV  İSKİLİP'İN SESİ  YIL:1 SAYI:2  20.08.1987

 

 

 

Şeyh Muhittin Yavsi'nin Dedesi Mehmet Efendi hicri 9'uncu yüzyılda Semerkant tarafında yaşamıştır. Timur'un torunu Uluğ Bey'in doğancıbaşıdır.


Mehmet Efendi o civarda yaşamış ve vefat etmiştir. Uluğ Bey'in kardeşleri tarafından öldürülmesinden sonra Mehmet Efendi'nin oğulları Ali Kuşçu, Mustafa İmadi ve Abdülgâni Efendi, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ın yanına gelmiştir. Uzun Hasan bu kardeşlerden hiç bir imkanı esirgememiştir. Daha sonra Ali Kuşçu İstanbul'a elçi olarak gönderilmiştir. Fatih Sultan Mehmed Han bu değerli alimi iltifatlarla ağırlamış ve İstanbul'a gelmesini istemiştir. Ali Kuşçu ve kardeşleri Uzun Hasan'dan izin alarak İstanbul'a yerleşmişlerdir. Şeyh Muhittin Yavsi bu üç kardeşten Mustafa İmadi'nin oğludur. Şeyh Muhittin babasının ölümünden sonra İskilip'e yerleşmiştir. Amcası Ali Kuşçu'nun kızı Sultan Hanım'la evlenmiştir. Bu evlilikten Ebussuud Efendi'den başka Abdulfettah ve Abunnasr adında iki oğlu ve kızları olmuştur. Kızlarından birini de İskilip'te adına camisi bulunan Şeyh Habib'le evlendirmiştir. Bu camiye, bugün Tabakhane Camii denmektedir.


Şeyh Muhittin Yavsi İskilip'te 1515 tarihinde vefat etmiştir. Kabri kendi adıyla anılan caminin yanındaki türbede olup, cami ve türbeyi oğlu Ebussuud Efendi yaptırmıştır. Türbe halen ziyarete açıktır. (Türbesi 1933 yılında kaymakam tarafından yıktırılmak istenmiş fakat bir keramet eseri olarak sarsılan türbe yıkılmaktan kurtulmuştur.)

 

TASAVVUF YÖNÜ

 

Şeyh Muhittin Yavsi, Bayramiye Tarikatı'na mensuptur. Tarikat silsilisi şöyledir:
 

Hacı Bayram Veli / Akşemseddin / İbrahim Tennuri / Yavsi Muhittin İskilibî
 

 

Muhittin Efendi, hacc maksadıyla yola çıktığında, o vakit şehzade olan Sultan Bayezid ile Amasya'da karşılaştı. Konuşma esnasında söz saltanat meselesine intikal etti. Şeyh Hazretleri: "Ben hacdan döndüğüm zaman inşallah sana saltanat müyesser olmak mukarrerdir" dedi. Hakikaten netice dediği gibi çıktı. Bu sebepten dolayı Padişah Şeyh'e son derece muhabbet ve dostluk gösterdi. Dostluk ve muhabbetlerinin neticesi olarak Şeyh Yavsi'ye "Hünkar Şeyhi" denmişti.


Şeyh Yavsi'ye Padişah II. Bayezid büyük bir zaviye yaptırmış, buraya bir çok emlak vakfettirmiştir. II.Bayezid'in onun özel sohbetlerinden zevk aldığını sık sık saraya çağırarak, uzun uzun sohbet ettiklerini, devrin tarihçileri kaydederler.


Şeyhin zaviyesi, şeyhler, alimler, ve devletin ileri gelenleri tarafından dolup taşmıştır. Başta devrin padişahı olmak üzere, bütün ileri gelen şahsiyetlerle samimi görüşen Şeyh Muhittin Yavsi, kendisine sunulan devlet imkanlarını reddederek mütevazı bir hayat sürmüştür.

 

İLMİ YÖNÜ

 

Amcası ve kayınpederi Ali Kuşcu'ya uzun yıllar talebelik yapmış, babası Mustafa İmadi'den de dersler görmüştür. Din ve dünya ilimlerini cem ettiği için "Seadeti Dareyne" denmiştir.


Bursalı Mehmet Tahir Şeyh Muhittin Hazretleri ne niçin "Yavsi" dendiğini şöyle izah eder: "Yavsi, kelimesinin kene denilen hayvancık manasında kullanıldığı bir İskilipliden tahkik edildi. Bu zatın, ilme kene gibi yapıştığından kinaye olsa gerektir."
 

Eserleri matbu değildir ve şunlardır:

Risaletün fi Ahvalis Sülük
Şerh ala Varidatı Kübra
Liş - Şeyh Bedri - Din Simavi,
Tali-katala Tefsiri Beydavi.
 

 

Bunlardan ayrı başka risaleleri de vardır.

 

+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
+/- Yorumlar
Yeni Ekle

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( Salı, 08 Temmuz 2008 )
 

Yazarlarımız




 

 


İz Bırakanlar