Hazır olalım Cumhurbaşbakanlık sistemine PDF Yazdır E-Posta
Salı, 15 Temmuz 2008
Salı, 15 Temmuz 2008 | 665 defa okunmuştur.

2003 yılında kaybettiğimiz önemi yaşarken anlaşılamayan değerli bir valinin ülkenin sistemi ve işleyişi, anlayışları konusunda yaptığı tenkitler, teklifler ve değerlendirmeler üzerine üst düzey bir devlet yetkilisi birlikte olduğu diğer valileri örnek almamaları için uyarıyordu: ‘O konuşur ama siz konuşmayın!’

Bu ülkede aynı mevzuata, aynı kaynak ve imkanlara sahip yöneticilerin çok farklı icraatlara, başarılara sahip olduklarına dair örnekler çok sayıdadır. Belediye uygulamaları açısından bunun örnekleri çoktur.

İskilip Belediyesi bu açıdan en canlı örnektir. Aynı mevzuat sistematiği içerisinde belediyenin bütün hizmetleri, işletmeleri özelleştirilebilmiş, yapısı ve işleyiş sistemi tamamen değiştirilebilmiştir. Bunun anlaşılabilmesi için ihtiyaç duyulan şey sadece 2-3 senelik zamandır. 20.000 nüfusluk bir ilçede personelin 276’dan 102’ye indirilmesi, 75 araç ve iş makinesinin 64’ünün tasfiyesi, çöp, ulaşım, parlar, kum ocakları, parke üretim tesisi, hamam, su saati okuması ve arızaları, cenaze, sosyal yardım, ima, yapım işleri, odacılık, sekreterlik hizmetleri özelleştirilebilmiştir. İsteyince yapılamayacak hiçbir konu yoktur.

Türkiye’deki mevzuat değişmeden sanki rejim değişmişçesine, ihtilal olmuşçasına farklı uygulamaların sergilendiğine dair örnekler de çok sayıdadır. Askerin yönetime el koyduğu dönemlerde bile sadece asayiş ve güvenlik, bir parça da yargıda yapılan ufak değişikliklerle en sert uygulamaların yapıldığı, demokrasiye geçildiğinde de yine çok farklı uygulamaların yapıldığı yine ayrı bir gerçek…

Aslında bu ülkenin mevcut mevzuat sistemi ile ABD ve Avrupa standartlarında yönetim örneğine rastlamak mümkündür. En devletçi, en liberal ya da en muhafazakar uygulamalar mevzuat değişiklikleri yapılmadan sergilenebilmiştir.

Türkiye’nin en önemli meselesi sistem değişikliği, yeniden yapılanma denilirken kastedilen şeyler sadece mevzuat değişikliği ile sınırlı değildir. Öyle olsaydı yıllardır sürekli mevzuat değişikliği, polis vazife salahiyetleri tüzüğü gibi anayasa değişikliği yapan Türkiye dünyanın en gelişmiş, zengin ülkesi olurdu.

Türkiye’nin siyasal istikrarı açısından başkanlık sistemi ile yönetilmesi konusunda toplumda yaygın bir mutabakat oluşmuş gibidir. Aslında tarihi geçmişi, gelenekleri ve devlet anlayışı, zihniyet yapılanmaları açısından bunun gereklilik olduğu, resmen olmasa da fiilen uygulandığı özellikle tek parti dönemlerinde ülke yararına olduğu da söylenebilir.

Peki bu açıdan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin başkanlık sistemine gidiş açısından bir fırsat olarak değerlendirilmesi, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilerek, iki turlu ve dar bölgeli seçim sistemi, yeniden düzenlenen siyasi partiler kanunu düzenlemeleri ile başkanlık sistemine geçilmesi zannedildiği kadar zor bir hadise değil…

Bu açıdan yapılabilecek her türlü uygulamanın yasal zeminini ve dayanaklarını anayasadan başlayarak bulmak mümkündür.

Cumhurbaşkanının kim olacağını tartışan Türkiye’nin aslında yeni cumhurbaşkanının nasıl bir yönetim anlayışı sergileyeceği konusunda hiçbir tartışmaya girmediği dikkatlerden kaçmıyor. Her konudaki fikir ve değerlendirme sığlığı, yetersizliği, farklı bakış açılarının gündeme gelmemesi geleneği burada da sergilenmektedir.

Bu açıdan çeşitli yönetim kademelerine talip olanların neleri nasıl yapacaklarına dair sorgulamaya toplumun pek girmediği bir gerçektir.

Bu sorgulamayı 28 Mart seçimlerinde belediye başkanları için de yapmadık. İskilip’teki uygulamaların bu açıdan farkı vardı ama yeteri kadar analiz ve sentezi yapılmadı. Çünkü 3 senedir yaptığımız uygulamaların felsefesi ve metotlarına dair 1992 yılından bu yana yazdığımız ve değişik mekanlarda söylediklerimiz hayata geçirilmiştir. Bunu da ‘Sadece Söylediklerimizi Yapıyoruz’ şeklindeki makalelerimiz yayınlanmış ve dağıtılmıştı.

ŞİMDİ;

Biz yeni cumhurbaşkanının sergileyebileceği yönetim anlayışı ve tarzı konusunda aşağıda belirttiğimiz tarzı sergileyebilir mi?

Yeni seçilen cumhurbaşkanının anayasada belirtildiği gibi bakanlar kurulunun bütün toplantılarına başkanlık edebilmesini yasaklayan bir madde yoktur. Tersine dair madde vardır. Anayasanın 104.maddesine göre bakanlar kuruluna başkanlık edebilir veya bakanlar kurulunu kendi başkanlığında toplantıya çağırabilir. Peki bunu sürekli yapmasına mani olan herhangi bir hüküm var mı? YOK !

Bunun adına cumhurbaşbakanlık demek mümkündür.

104. maddede bulunan müthiş yetkilere sahip bir makamın bakanlar kurulunu sürekli başkanlığı altında toplantıya çağırması mümkündür.

YİNE;

Bakanlar Kurulu 109. madde göre TBMM üyeleri, milletvekilleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından seçilebilmektedir. Başbakan cumhurbaşkanı ile mutabakata varıp 27 Mayıs, 12 Mart veya 12 Eylül dönemlerinde olduğu gibi bakanlar kurulu üyelerini çoğunlukla veya tamamen milletvekili olmayanlardan dolayısı ile teknokrat ağırlığı olan kişilerden oluşturulmasına mani bir hal var mıdır? YOK!

Meclis dışından örneğin bir eski genelkurmay başbakanının milli savunma bakanı olması gibi değişik şaşırtıcı uygulamalar çok rahat yapılabilir.

Başkanlık sistemi denince genelde anlaşılan en önemli iki konu da aslında budur. Bunun sonrasında gelen konular seçim sistemleri yani dar bölge, iki turlu yapılar, siyasi partilerin teşkilatları konusundaki düzenlemelerdir ki bu da son derece kolay uygulamalardır.

Başkanlık sisteminin diğer bir karakteristiği güçlü yerel idarelerdir ki son 3 senede yapılan belediye ve il özel idareleri konusundaki düzenlemeler bu sisteme yönelik ciddi adımlardır. Kaldı ki Kamu Yönetimi Temel Kanunu tasarısının kanunlaşarak uygulamaya gitmesi halinde Türkiye’deki sistemin doğrudan başkanlık sistemini olduğunu söylemeniz mümkündür.

Zaten tek parti iktidarları fiilen başkanlık sisteminin uygulamalarının aynısının tıpkısıdır.

Mevcut uygulamalar itibarı ile belediye bakanlıklarında, TESK, Sendikalar, bazı kamu tüzel kişiliğine sahip odalarda başkanlık sistemi en üst düzeyde zaten uygulanmaktadır.

Yeni cumhurbaşkanının tarzı ve anlayışı sebebiyle başkanlık sistemini fiilen ve de resmen uygulamaya koyacağını söylemek mümkündür. Bu konuda daha pek çok yenilik ve ilklere mevzuatın elverdiğini görerek şahit olacağımızı söylemek yanlış olmaz. Artık CUMHURBAŞBAKANLIK SİSTEMİne Türkiye’nin hazır olması gerektiğine ihtiyaç vardır.

Zaten bugünden sonra başka türlüsünün olmasını beklemek de geleceği doğru dürüst okuyamamaktır.

Ben 17 Aralık 2004 AB Görüşmelerinden sonra İskilip Memleket Gazetesi’nde yazdığım köşe yazısında sayın başbakanımızın cumhurbaşkanlığının hayırlı uğurlu olması temennisinde bulunmuş idim. Bu temennimin eksik olduğunu cumhurbaşbakanlığının da hayırlı uğurlu olmasını bugün ilave etmek istiyorum.

ORHAN ÖZTÜRK - İSKİLİP BELEDİYE BAŞKANI

+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
+/- Yorumlar
Yeni Ekle
hatice  - İHLAS MAĞDURUYUM   |81.215.197.xxx |2010-01-01 15:45:50
SAYIN ABDÜLLAH GÜL CUMHURBAŞBAKANIMIZ SİZE İNANIYORUZ SİZE GÜVENİYORUZ İHLAS
MAĞDURU OLARAK 10 YIL PARA ALAMIYORUZ ÜSTÜNE FARK KOYULMUYOR YATIRDIĞIMIZDA BİNA
ALIRKEN RAHAT ŞİMDİ BİR EVİN YARISI ANCAK EDİYOR ANMARGA KOYDUKLARI GİBİ
SATAMADIKLARI EVLERİ DEĞERİNDEN ÇOK FAZLA FİYATA SATMAYA ÇALIŞIRYORLAR 10 000Ş
28000Ş 2000TL HESAPLAR1998DE YATMIŞTIRLAR 117000TL EVLERİSTMAYA ÇALIŞIRYOR BİZDE
DAİRE VAR 117000TL BİZ ONLARA SATALIM LÜKS YAŞIYORLAR İFLAS ETTİĞİNİ SÖYLÜYORLAR
BÜSÜRLER BAŞKA İSİM ALTINDA ŞİRKETLER AÇMIŞLAR ŞİRİN EVLERDE ÇAĞRI MERKEZİ SU
ARITMA MERKEZİ ANADOLU YAKASINDA ÇAĞRI MERKEZİ KOZMATİK ÜRÜNLER SATIRYPORLAR
YENİBOSNADA OSKAR ADI ALTINDA KOZMATİK ÜRÜNLER FATİH DE EV SATIŞLARI YAPIYORLAR
BEN ŞAHİT OLDUM İŞ ARAKEN GİTTİM EV SATTIKLARINDA ÇOK MUTLU OLUYORLAR 5KAT PRİM
VERİYORLAR MAAŞIN SEFAKÖYDE BEŞYOLDA ABDÜLSELLİM VANLIOĞLU İ,HLAS ŞUBESİ VAR
SAYIN BAŞBAKANLIM BİZ HAKKIMIZI ARAYAMAYACAKSAK NE YAPALIM TÜRKİYE Yİ TERK Mİ...

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( Salı, 15 Temmuz 2008 )
 

Yazarlarımız