Çarşamba, 16 Eylül 2009 | 556 defa okunmuştur.
Titanik gemisi battığında yolcular can yeleği giymediler. Çünkü can yeleği adeta yok denecek kadar azdı. Sandal sayısı da son derece yetersizdi. Çünkü kimse Titanik’in batacağını düşünemiyordu, inanmıyordu. Ama Titanik battı....
Hiçbir felaket ansızın gelmez. Sosyal ve doğal felaketler mutlaka önceden haber gönderir. Marmara ve Düzce depremlerinin olacağı önceden belliydi. Habercilere pek kulak asmadık. Nal toplama geleneğimiz ve yumurta-kapı hikayesinde yeni bir şey yoktur. Fizik kimya kanunları gibi toplumsal gelişmeler de kendi kanunlarının dışına çıkmazlar. Örneğin örgün ve yaygın eğitim kurumları fonksiyonunu tam yerine getirmezse politikacılarımızın bir numaralı işinin mecburen devletin bütün kadrolarını istihdam müessesesi olarak kullanmaya çalışmaları kaçınılmazdır. Nasrettin Hoca’ nın fıkrası gereğince düşeceğimizi bilenler ne zaman öleceğimizi de biliyorlardır muhakkak. Dolayısıyla ülkemizin gelecekte nasıl olacağının tablosunu çizmek komplo teorisyeni olmayı bile gerektirmez. Satılan kitap ve dergi rakamları, trafik kazaları, gelir dağılımı tespitleri, suç ve ekonomideki üretim raporları, kurumsal güvenirliğe dair kamu oyu anketleri v.s...hepimize bazı haberleri yeterince veriyordur sanırım, 1912 yılında Nobel fizik ödülünü alan Yugoslav Nicola Tesla’ nın (1970’lerde NASA’ da çalışıyordu) meteorolojik savaş bilgileri üzerine elektromanyetik enerji üretimi –ki deprem şiddeti ölçüsünde- konusundaki çalışmalara 1940’lı yıllarda ABD ve SSCB’de başlanılmıştı. Zaten faxı 1925 yılında A.B.D’ de özel amaçlar için kullanmak üzere keşfetmişlerdi. Atçalı Kel Efe şöyle söylemiş: ”Bir topluluk ya ilimle ya da zulümle yönetilir. Bende ilim yoktu... Cumhuriyetin ilk 10 yılında Avrupa’ya ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda o yokluk yıllarının kıt bütçe kaynaklarıyla gönderilen yüzlerce öğrencinin çoğu dönüşte mesleklerini değil politikayı veya üst düzey bürokratik makamları tercih ettiler. Eğitim politikamızın esaslı uygulayıcıları Köy Enstitülerinden yetişen idealist, fedakar Anadolu çocukları oldu ve kendilerine güvenenleri mahcup etmediler. Ta ki politikacıların “güç bende” deyişlerine kadar, Politika neyin yanına durursa onu yer, eğitim sistemimiz de tek örnek değildir,
|