Dündar Taşer'in büyük rüyası PDF Yazdır E-Posta
Pazartesi, 25 Mayıs 2009
Pazartesi, 25 Mayıs 2009 | 244 defa okunmuştur.

 

Şükrü HANİOĞLU bir yazısında Türk tarihinin yeterince aydınlatılmamış oluşunun sahip olduğu mükemmellikle yakından ilgili olduğunu, bunun bu toplum tarafından taşınamayacak ölçüde muhteşem bir geçmiş olduğunu yazıyordu. Tarihin geçmiş zamanlar sosyolojisi olduğu gerçeğinin bizim ülkemizde yaşanamadığını, kronolojinin tarih diye anlatıldığını bahsediyordu. Hangi savaşlarda ne kadar altın ganimet alındığı veya verildiğini, kaç km. toprak kazanıldığı ve kaybedildiğini okuduğumuz Emin OKTAY veya Niyazi AKŞİT tarih kitaplarını da hatırlayınca derin bir acının hüzne karıştırdığı duygu benliğimi tekrar kapladı.            Siyasal Bilgilerde öğrenci iken okuduğum bir kitabı yeniden ele almak ihtiyacını hissettim. Bu rahmetli Erol GÜNGÖR’ ün ‘Dünden Bugünden Tarih Kültür Milliyetçilik’ kitabıydı. Yanına ‘Türk Kültürü ve Milliyetçilik’ kitabını da bulundurmak gerekirdi.             Bu iki kitapta Erol GÜNGÖR bir trafik kazasında ölen Dündar TAŞER’ den bahsediyordu.             ‘Fazileti kıskanan birisi olsaydım bu insandan nefret etmek için her türlü sebep mevcuttu. İyi niyetim kusurlarıma galebe geldi ve bir insana duyulabilecek sevginin de ötesinde ihtirasla sevdim. Şimdi bu dostluğun hatırası bana sonsuz gurur veriyor. TAŞER bizim milletimizin dün yaşadığı gerçeği bugün de gördüğü rüyayı temsil ediyordu.              Ölümün bir tatlı tarafı da onun sohbetlerine yeniden kavuşmak olacak…’            Erol GÜNGÖR ; TAŞER vesilesiyle tarihi derinliklere kulaç atarken cevabından daha önemli olan bazı soruları sıralıyordu:            ‘Geçmiş şeyleri kurcalamakta ne fayda var diyeceksiniz. Aranızda eskiyi bırakalım şimdiki halimize bakalım; dünyanın sonuncu devletleri arasında geliyoruz diyenler çıkacaktır. TAŞER o zaman size şu soruyu soracaktır: İşte bugünkü halimize gelişimiz o eskiyi bırakmamızdandır. TAŞER geçmişteki tatbikatı bir siyasi proğram haline getirme iddiasındaki birisi değildi. Onun bütün emeli gençlere bu milleti ve kültürünü iyi tanıtmak, yanlış kanaatleri ortadan silmekti. Cami avlusunda bulunmuş bir çocuk değildik. Kargaşalıkta babasını kaybedip yetimhaneye konulan çocuk dünya kadar bir mirasa dayandığını öğrenmeliydi.’            TAŞER ’in şahsında Erol GÜNGÖR ’ün sorularını sormaya devam edeceğiz. Ancak bu sorular bize Osmanlıyı kaybettiğimizde neyi kaybettiğimiz gerçeğini tam anlayamasak da bir miktar hissettirecek ve buruk bir acı boğazımızda düğümlenecektir zannederim.     
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
+/- Yorumlar
Yeni Ekle

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( Pazartesi, 25 Mayıs 2009 )
 

Yazarlarımız