|
Devletin sanatçısı kültürün bakanlığı (!?) |
|
|
|
|
Pazartesi, 25 Mayıs 2009 |
Pazartesi, 25 Mayıs 2009 | 395 defa okunmuştur. ‘En iyi gelecek tahmin metodunu inşa etmektir.’ La edri Doğan HIZLAN Hürriyet Gazetesinin sanat edebiyat yönetmenidir. Belli incelik ve zarafete sahip birisi olup entelektüel yeteneklere , zevklere sahip birisi olduğunu uzaktan biliyorum. Yazılarını fırsat buldukça takip ederim. Düşünce koordinatlarında genelde katıldığım pek çok konuyu dile getirdiğine şahidim. Ancak bugünkü Hürriyet Gazetesinde (26 Temmuz 2005) bahsettiği bir konu ilginçti: Devlet Tiyatrosunda sınavla kadrosu yükseltilen sonra da indirilen sonra da indirilen sekiz kişinin başından geçenleri anlatıyor. Bunlardan bazıları reji asistanı kadrosunda çalışırken girdikleri sınav iptal ediliyor, mahkemeye gidiyorlar vs… Yani bazı insanların sanat hayatı konusunda düzenlenen kurallar, bu kuralların uygulanması esnasında mahkemelik durumlar vs…Bu ülkede devletin sanatçısı, şarkıcısı, türkücüsü, ressamı, heykeltıraşı vs… mevcut. Operacısı, balerini vs… dahil…Resmi kurumların yanında özel kurumların, şirketlerin vs… sanata ve sanatçıya destek olmaları, yardımcı olmaları ve teşvik etmeleri ayrıdır , resmi bir kurumun yani devletin bünyesinde yani memuriyet kuralları içerisinde, hiyerarşik ilişkilerin içinde, rekabet ve özgürlük kavramları dışında, belirli yaşama ve çalışma kuralları içerisinde maaşlı konumda olmaları ayrıdır.Devletin sanatçısı gibi bir kavram rekabetin serbest piyasanın ve demokratik geleneklerin çağdaş ölçülerde bulunmadığı ülkelerde görülen bir uygulamadır. Aksi durumlara dair herhangi bir örnek henüz yoktur. Devletin hiyerarşik kadro yapısı içerisinde farklılık, aykırılık ve bazen de isyankarlık duygularını dışa vurabilecek sanat faaliyetlerini icra etmek MÜMKÜN DEĞİLDİR. Bu şekilde evrensel ölçüde başarılı eserler verebilmiş bildiğim kimse halen yoktur.İstisnası olmayacak ölçüde bu ülkede devlet hiçbir şeyi iyi yapamadı, yaptı denilenler de olabilecek iyi ölçülerinin altında oldu. Nitekim devletin kadrolu , maaşlı sanatçılarından hiçbirisi bu anlamda uluslar arası camiada orijinal ve farklı sanatçılık yeteneği veya eser ortaya koyabilmiş değildir. Vardır denilenlerin kerameti kendinden menkuldür.Ekonomide serbest rekabetin, özel girişimciliğin, özelleştirmenin ne kadar yerinde ve gerekli olduğu bilincine erişilmiş ülkemizde eğitim, kültür ve sanatta en koyu devletçi, rekabete kapalı bir yapı söz konusudur. Gelişmiş hiçbir ülkede eğitim kültür ve sanat hayatında bu denli koyu devletçi yapılanmalar ve kurallar söz konusu değildir.Kültür Bakanlığı bünyesinde Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Bale Müdürlüğü mevcuttur. Bunların bünyesinde ‘bordrolu sanatçılar’ vardır. 1940’lı yıllarda doğmuş balerinler, koreograflar, dansçılar halen bakanlık kadrosunda görev yapmaktadırlar. Arada bir devlet sanatçısı payesi verilen yüzlerce kişi olabilmekte bazıları da bu payeyi reddedebilecek sanatçı tavrını gösterebilmektedirler. Devletin sanata ve sanatçıya destek vermesi başkadır bordrosunda maaş verdiği sanatçı istihdamı başkadır. Bu ikisi birbirine özellikle karıştırılmaktadır. Her devlet sanata ve sanatçıya destek verir.Eğitim, kültür ve sanatta devlet kurumlarının bizzat icraatın içine girmesi, bordrodan maaş verecek uygulamaları yapması sürdüğü müddetçe Doğan HIZLAN’ın bahsettiği maceraların bitmesi mümkün değildir.Yanlış bir zeminde verilen kavganın, mücadelenin galibi veya mağlubu olmanın hiçbir kıymeti yoktur.Reji asistanlığı kadrosu önce verilmiş sonra da alınmışmış…Laf ola beri gele…
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 25 Mayıs 2009 )
|