|
Atatürkün Onuncu Yıl Nutku üzerine bir değerlendirme |
|
|
|
|
Pazartesi, 25 Mayıs 2009 |
Pazartesi, 25 Mayıs 2009 | 683 defa okunmuştur. Onuncu yıl nutku genelde kısa ve basit cümleler ile yazılmıştır. Düzgün bir cümle yapısı vardır. Özne başta yüklem sondadır. Çok fazla kelime çeşitliliği yoktur. Toplam 31 cümleden ibarettir. Önce başlangıçta nutuk sahibinin alkış almasına ve dinlenilmeye hazır hale getirilmesine yönelik girizgah vardır. Başlangıçta alkış almanın kitleyi daha sonra söylenenleri kolay benimsemesine yol açması açısından önemi büyüktür. Benimseme duygusunu akamete uğratacak olumsuz anlamda sert bir ifade nutkun genelinde yoktur.Nutkun irat edildiği toplumun aklından daha çok duygularına yönelik bir söyleyiş vardır. Düşündürücü , kafa yormayı gerektiren bir söyleyiş, cümle vs… söz konusu değildir.Herkesin kabulü kolay olgular ve gelecek tarifleri ; çok net , kesin , itiraz edilmesine veya itiraz duygusuna yol açmayacak bir açıklıkla söylenmektedir. Hiçbir kişi ve kurum adı zikredilmemektedir.Belli aralıklar ile benimseme ve sahiplik duygusu içerisinde karşıya bir hitap kelimesi veya cümlesi ile biz duygusunun dışına çıkan bir vurgu vardır. Genelde hitap edilen kitlenin içinden bir parça olunduğuna dair vurgunun yanında bazı cümlelerde üste çıkan bir eda ile geleceğe yönelik bir hedef gösterme söz konusudur.Geçmişe yönelik zikredilmeye değer bir tenkit tavrı olmayıp geçmişe dair sadece olumlu özellikler sayılarak bunların gelecekte nasıl bir avantaj olabileceğini anlatmaktadır. Gelecek tasavvurlarının nasıl kolayca gerçekleşebileceği konusunda ikna edici bir söylem felsefi açıklamalara , analizlere vs… girilmeden kitleleri övücü bir üslupla sıralanmaktadır. İltifatkar bir tavır konuşmanın tamamına hakimdir. Övgüden sonra hedef koymak ve bunun da nasıl kolay, güzel bir hedef olduğuna dair keskin ve emin bir üslup vardır. Bu üslup nutkun tamamında vardır. Sen yapabilirsin, büyüksün vs… denilerek kitlenin kendisine olan güvenini artırma amacı vardır. Nutuk sahibinin de bu açıdan kendine çok güvenen bir ruh haline sahip olduğu açıktır. Gelecek vurgusu önce tanımlama sonra ulaşılabilirlik ve bunun da nasıl olacağı şeklinde adım adım bir diyalekt işlenmektedir.Atatürk'ün 1920 yılından itibaren ne yapacağını çok iyi bilen , olayları yönlendirecek güçlü bir gelecek tasavvurunun çok net bir şekilde zihninde oluştuğunu söylemek mümkündür. 1938 yılında hala Kurtuluş savaşına vurgu yapması yaptığı icraatlarını bir savaş mücadelesi olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Bunu yaparken herkesi ortak bir paydaya toplamayı, herhangi bir düşman tanımını yapmayarak belki de bunu halkın zihnine, algılamalarına bırakarak itiraza yol açmayacak, halkın kendine bir misyon edinmesine yönelik sorumluğunu hatırlatmaya çalışmakta, genel kabul görecek unsurlara ağırlık vererek bütünlükçü ve birleştirici bir söyleme vurgulamaya çalıştığı açıktır. Kurum bazında sadece ordudan bahis vardır.Son cümle bir çeşit amin cümlesi olarak dilek, temenni ve ortak paydaya yönelik slogan cümlesidir. İyi bir tespitle nutuktan geriye akıllarda kalabilecek adeta firmayı tanımlamaya tek başına yetecek basit öz tanımlamalar cümlesindendir.
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 25 Mayıs 2009 )
|