Salı, 06 Nisan 2010 | 1298 defa okunmuştur.
Başlarken
Bazen insanların,şehirlerin hayatlarında bir çok kritik dönem üst üste gelir.İletişim ve nakliyenin kolaylaşması dünyayı küresel bir köy haline getirdi.Ortaya çıkan bu küresel dalgalar,bir taraftan bir gerçeklik olarak karşımıza çıkarken,diğer taraftan hem maddi ,hem manevi açıdan geleneksel yapımızı tuz buz ediyor.20.yüzyıl bilgi çağıydı, öğrenmeyi öğrenmek önemliydi.Biz bu yöntemleri öğretemedik,öğrenemedik ve kullanamadık.21. yüzyıl ise düşünme ve yapma çağı.İletişim ve küresel ticaretin çok güçlü olduğu ,dolayısıyla çıkarlar savaşının çok yoğun olduğu bir dönemde yaşıyoruz.Bu toz duman içerisinde ayakta kalabilmek için ,önyargılardan, kısır döngülerden kurtulup doğru bakış açılarını yakalamaya ve doğru davranmaya ihtiyacımız var.
Hayatımız iki bölümden oluşuyor:okul hayatı ve hayat okulu.Üniversiteyi okuyanlar için ,ömrün yaklaşık üçte biri okul hayatında ,üçte ikisi de hayat okulunda geçiyor.Okul hayatının amacı ,hayat okuluna hazırlamak.Bazı gençler okul hayatında,bazı yetişkinler de hayat okulunda zorlanıyorlar.Bu sütunun amacı;hayat okuluna hazırlanan gençlere nasıl başarılı olabileceklerini öğretmek,hayat okulunda okuyan yetişkinlere de bu konuda hem kendileri ,hem de çocukları için yol göstermektir.Allah, bu sütunu devam ettirebilmeyi ve daha geniş çalışmalar yapmayı nasip etsin.
Bir kurbağayı kaynar su dolusu bir kazanın içine attığımızda neler olur dersiniz?Tabi ki kurbağa can havliyle kazandan dışarıya sıçrayacaktır. Acı verici bir deneyim ve belki birkaç yanığın ardından, muhtemelen yaşamına kaldığı yerden devam edecektir. Peki, başka bir kurbağa soğuk veya ılık su dolusu bir kazanın içine atıldığında ve su yavaş yavaş ısıtıldığında neler olur dersiniz? Bu sefer kurbağa yaklaşan tehlikeden habersiz, kazanın içerisinde kalmaya devam edecektir. Gittikçe artan su sıcaklığı kurbağayı daha da sersemletecektir, ta ki yerinden kıpırdayabilecek hali kalmayana dek..İşte bu durum birçok insanın da yaşam öyküsüdür.
İnsanlar ve şehirlerin içerisinde bulundukları durum zaman içerisinde yavaş yavaş değişime uğrar. Bu değişimin etkileri ise adım adım, küçük küçük ortaya çıkar. Ömrü boyunca hiçbir şikayeti olmadan sigara içen bir kişinin kansere yakalandığını öğrenmesi, sonuçları gecikmeli olarak ortaya çıkan değişim süreçlerine basit bir örnektir.Değişimin etkileri yavaş yavaş ortaya çıktığından birçok insan hayatındaki bu değişimlere zamanında tepki veremez, karşı koyamaz.Gelinen noktanın farkına vardığında da,kıpırdayacak hali kalmamıştır.
Son üç yılımızı düşünelim.Zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi?Bugün bulunduğumuz konum bu dönem içerisinde aldığımız veya alamadığımız kararların sonucudur.Eğer tedbir almazsak ,üç sene sonrada benzer sonuçlarla karşılaşacağız demektir.Ataletten kurtulmak istiyorsak kendimizi tanıyıp,hedef belirlemek zorundayız.Hedefsizlik nereye yüzeceğini bilmeden denizin ortasında sadece hayatta kalabilmek için çırpınmaya benzer.Varılacak nokta bilinmediğinden ,sadece başınızı denizin üstünde tutmaya çabalarsınız.Harekete geçip,yüzme şansınız yoktur,çünkü kara parçasının hangi yönde olduğunu bilmiyorsunuzdur.Sadece ya gücünüzün son damlasına kadar çırpınırsınız,ya da hareketsiz beklersiniz.Hayatın karşısında kendini bırakmak aslında teslim olmak demektir.Çünkü hayat akıp giderken sizi iyi bir yaşama sürükleyeceğinin garantisi yoktur.Bu akıntının içinde boğulmaktan sizi hedefiniz kurtarır.
Hedef belirlemeyi çalışmadan önce ,kişisel analizimizi yapmayı öğreneceğiz.Güçlü yönlerimiz ,zayıf yönlerimiz nelerdir?Çevremizde hangi fırsatlar ve tehditler var? Amacımız güçlü yönlerimizin farkına varıp,onlardan faydalanmak;zayıf yönlerimizi tespit edip, onları güçlendirmek;çevremizdeki fırsatları kavrayıp onları değerlendirmek ve çevremizdeki tehditleri görüp;onlar için tedbir almaktır.Kendimiz , işimiz ve görev aldığımız sivil toplum kuruluşlarında doğru stratejileri tespit etmek için, kendimizi ve çevremizi iyi tanımak zorundayız.
Bunu biliyor musunuz?Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır.70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve *kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır.Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir.Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve uygun bir kaya bulur.Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler.Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam sağlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.
Olmamız gerekeni olduğumuz gibi kalarak olamayız.Değişime kendimizle yüzleşerek başlayacağız.Güçlü yönler-Zayıf yönler- Fırsatlar-Tehditler analizinde görüşmek dileğiyle…
|