|
Mustafa Yolcu'dan İskilip yazıları.. |
|
|
|
|
Pazar, 31 Ocak 2010 |
Pazar, 31 Ocak 2010 | 972 defa okunmuştur.
Mustafa Yolcu'nun İskiliplileri geçmişe götürerek güzel duygular yaşatan yazıları devam ediyor. Bu pazarki kısa yazısında nostalji yaşamaya devam edeceksiniz.
| İskilip’im var benim | 20.5.1994 Tarihli İskilip'in sesi gazetesinde: Kanara'ya geldiğinde Kalesini gördüğünde Düz kayanın eteğinde İskilip'im var benim diye ilk dörtlüğü başlayan şiirim yayınlanmıştı. O zamanlar İskilip'e ait haberleri gazeteden takip ediyorduk. Aradan çok zaman geçti. Şimdi ise internet sitesinden İskilip'i- Çorumu izliyor, bilgileniyoruz. İskilip'e ait yazılardan amacım yaşadığım, şahidi olduğum bir takım olayları hemşerilerim ile paylaşıp onlara iletmektir. Aslında olayları bizzat yaşayanların, canlı tarih konumunda olan insanların bilgilerini hatırat haline, röportaj haline getirerek yeni nesillere aktarılmasında büyük fayda bulunmaktadır. Bilgiler kaydedilirse kaybolmaz. Yaşanılan hadiseler, yıllar sonra okuyuculara aktarıldığında, tarihe şahitlik açısından büyük bir anlam ifade etmektedir. 1963 lü yıllarda İskilip'te Pirinç pazarından kasaplar haline girerken sol köşe başında, şimdiki kasap Ahmet in dükkânının bulunduğu yerde SEFER GÜLER 'in kuru üzüm - incir satılan dükkânı vardı. Kendisi benim eniştemdi. İkinde ezanından sonra bu dükkânda pompalı gaz ocağı yakılır, üzerinde filiz çayından yapılan çay kaynatılmaya başlanırdı. O zamanlar filiz çayı teneke kutuda satılır, çay demini alınca burcu burcu kokardı. Namaz çıkışı çarşı camisi imamı olan İsmet hafız, Borucu namı ile anılan Avukat vekilliği de yapan kişi, şu anda ismini hatırlayamadığım İskilip'in eşrafından kişiler, eniştem ve oğlu Hüseyin Güler, babam ve tabi ki bende dükkâna gelirdim. Benim dükkâna gelmemde asıl gayem mis gibi kokan filiz çayından içmekti. Dükkânın başköşesinde İsmet Hafız ile Borucu oturur, diğerleri de daha alçak olan hasır iskemlelere otururdu. Gelenlerin önüne baskısız gazete kağıdı üzerinde kuru üzüm - incir konur, çay demlenince çay servisi yapılırdı. Çayın şekeri çekiç ile kırılan kesme şekerdi. Günün mevzusunu İsmet hafız veya borucu açardı. Diğerleri de onları dinler lafa karışmazlardı. Monoluğa eşraftan bazıları da fazla konuşmadan birkaç cümle ile katılırdı. Sohbet bitiminde dükkândan önce İsmet hafız ile borucu çıkar, onlardan sonra diğerleri dükkândan ayrılırdı. Büyüğe, alime, bilene saygı ve hürmet vardı. Orda bulunanların çoğu yaş olarak akran veya çok yakın yaşta olmasına rağmen konuşmacının lafını kesmez, laflarına karışmaz, orada sigara içilmez, ayak ayaküstüne atılmazdı. İskilip'e gidip o dükkânın önünden geçtiğimde o günlere hatırlar, birde bu gün ki babanın evladını karşısına alıp konuşamaz durumda kaldığını düşünerek iç geçiririm. |
|
|
|
Son Güncelleme ( Pazar, 31 Ocak 2010 )
|