|
Kenede korkunç yıl uyarısı yapıldı |
|
|
|
|
Pazar, 25 Nisan 2010 |
Pazar, 25 Nisan 2010 | 504 defa okunmuştur.
Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Karaer, ''Ankara'da geçen yıllarda bu zaman diliminde görülmeyen ve Türkiye'de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı virüsü taşıdığı saptanan türden 3 ergin kenenin saptanmış olmasının, bu senenin hastalık adına daha korkunç boyutlarda seyredebileceğinin işareti'' olduğunu söyledi.
Karaer, yaptığı açıklamada, kenelerin erken çıkışına bağlı olarak kene ölümlerinin de geçen seneye göre daha erken başlamış olabileceğini belirtti. Hastalığın ilk saptandığı 2002 yılından bugüne kadar geçen 8 yıllık süreçte her yıl artan sayıda olmak üzere 4 bin 453 vaka ve 218 ölüm tespit edildiğini anlatan Karaer, ''Vaka ve ölümlerin yurt içinde dağılımı ilk yıllarda Kelkit vadisi ve civarıyla sınırlı olmasına karşın bugün 60'ın üzerinde ilde hastalığın yayıldığı Sağlık Bakanlığı verilerinden anlaşılmaktadır'' dedi. Karaer, Ankara'da hastanelere kene şikayetiyle başvuranlardan 2008'de 5 bin, geçen yıl 4 bin, bu sene 14 Nisan tarihine kadar ise 250'sinin kenelerini incelenmek üzere Ankara'daki 3 kene inceleme merkezinden biri olan Ankara üniversitesi Veteriner Fakültesine yönlendirildiğini belirtti. Kendilerine yönlendirilen insanlardan alınan kenelerin laboratuvarlarda tür, gelişme dönemi, cinsiyet, konak özellikleri ve mevsimsel aktiviteleri yönünden irdelendiğini anlatan Karaer, bugüne kadar yapılan çalışmalardan merkezi bir yerleşime ve ılımlı karasal bir iklime sahip olan Ankara'da insanlardan en fazla kan emen kene türlerinin belirlendiğini söyledi. Karaer, şunları kaydetti: ''KKKA virüsü taşıma ihtimali olan türün her 4 kişiden birinde, diğer kene türlerine göre insanlardan daha sıklıkla kan emdiği, bir önceki yıla göre bu kene sayısının arttığı belirlendi. Hatta bu sene, geçen yıllarda bu zaman diliminde görülmeyen Hyalomma Marginatum kenesinden 3 erginin saptanmış olması bu senenin hastalık adına daha korkunç boyutlarda seyredebileceğinin işaretidir. Bütün bunlar KKKA hastalığı için çok ama çok anlamlı tespitlerdir. Çünkü Türkiye'de hastalığı nakleden tür Hyalomma Marginatum'dur. Yine Ankara'da elde edilen verilerden, kene tutunma riski açısından öncelikli faktörlerin bölge olduğu, bunu yaşam alanı ve mevsimin takip ettiği anlaşılmıştır.'' ''BULGULARDA KARŞILAŞTIRMA YAPAMIYORUZ' Ankara'da hastalığa bağlı vaka sayısı ve ölümlere ilişkin yeterli bilgi olmadığından mevcut kene bulgularıyla karşılaştırma yapamadıklarını anlatan Karaer, ilgili bakanlıkların sadece Ankara değil, Türkiye'nin hiçbir yerinde hastalıkla ilgili gerçek epidemiyolojik bilgilere sahip olmadığını savundu. Karaer, Türkiye'nin diğer il ve bölgelerinden gerçek anlamda kene verisi olmadığından ülke çapında hastalıkla ilgili benzer yorum yapılamayacağını ifade etti. Ankara'da hastanelerden yönlendirilen kene tutunma vakaları ve teşhis edilen kene türleri konusunda hastaneleri bilgilendirdiklerini belirten Karaer, ''Biz Ankara'da elde ettiğimiz bu bilgileri bakanlık yetkilileri ile paylaşarak, hiç olmazsa önümüzdeki yıllarda daha etkili önlemler almada kullanılmasını istiyoruz'' diye konuştu. Karaer, ayrıca, hastalıktan sorumlu iki bakanlığın strateji belirleme toplantılarını hastalık taşıyan kenelerin çıkış tarihine yakın bir zaman diliminde gerçekleştirdiğini belirterek, bu tür toplantıların geleceğe yönelik kararlar alınacak şekilde bir önceki yıl veya yıllar değerlendirilerek yapılması gerektiğini söyledi. ''Bu gecikmeli anlayış hastalığa bakış açısında yıllardır yapılan yanlışlardan sadece biridir'' diyen Karaer, şu görüşleri dile getirdi: ''Bu sene de hastalıktan sorumlu bakanlıkların resmi web sayfalarından anlaşıldığına göre; her yıl olduğu gibi hastalık mevsimiyle birlikte her iki bakanlık yetkilileri ayrı, ayrı yerlerde toplantılar tertip etmişlerdir. Sağlık Bakanlığı mensupları 26-27 Mart 2010'da Antalya'da, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı mensupları ise 30-31 Mart 2010'da Selçuk-İzmir'de toplanarak 2010 hastalık stratejilerini belirlemişlerdir. Aynı ülkede her iki bakanlığı da direkt ilgilendiren bir hastalıkta, neden bu iki bakanlık temsilcileri bir araya gelmiyor, ortak stratejiler oluşturmuyorlar? Ayrıca Çevre ve Orman Bakanlığı'nın bu hastalıktaki yeri, adı geçen bakanlıklar arasında neresidir? O da bilinmiyor.''
|
|
Son Güncelleme ( Pazar, 25 Nisan 2010 )
|