|
İskilip Domatesinde talep patlaması yaşanabilir |
|
|
|
|
Cuma, 01 Ekim 2010 |
Cuma, 01 Ekim 2010 | 694 defa okunmuştur.
İskilip Kaymakamı Mehmet Yılmaz’dan alınan bilgiye göre önümüzdeki sezon için domates fidesi yetiştirme çalışmalarının alt yapısının hazırlanıyor. Kaymakam Yılmaz 2010 yılında 10 bin İskilip Domatesi fidesi dağıtıldığını söyledi.
Kaymakam Yılmaz “ İskilip Domatesinin kendine özgü bir takım özellikleri var. Hem lezzet ve koku olarak hemde sağlık açısından içerisinde bulunan elementlerin güçlü olduğunu düşünüyoruz. Bu amaçla 2010 yılı için ürettiğimiz 10 bin yerli domates fidesi dağıtıldı. Vatandaşlardan ve İskilip dışındaki bazı üreticilerden İskilip domates tohumu ve fidesine karşı talepler var. O yüzden önümüzdeki sezon için taleplere cevap verecek kadar İskilip Domatesi fidesi yetiştireceğiz” diye konuştu. İskilip’te gen bahçesi konusunda çalışmalar yapan ziraat mühendisi Ayhan Uslu, Türkiye’de iki gen bahçesi olduğunu üçüncüsünü kendisinin kurmak için çalışmalara başladığını söyledi. İskilip domatesinin ilçenin toprak yapısından kaynaklanan üstünlükleri olduğunu vurgulayan Uslu “ İskilip domatesi ilçenin kaliteli toprağı ile doğal uyum sağlamış olduğu için hipritlere göre 4 kat daha fazla antioksidan madde içeriyor.” Diye konuştu. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın İsrail ve ABD’den ithal edilen domates tohumlarına genetik programlar yerleştirilebileceği sözlerine atıfta bulunan Ayhan Uslu, Türkiye’de yerli tohum üretimi konusunda üniversitelere önemli görevler düştüğünü kaydetti. YÖK Yusuf Ziya Özcan'ın açıklaması "TÜRK AYDINI OLARAK BAZEN KENDİMİ ÇOK KÜÇÜK HİSSEDİYORUM" Türkiye’ye ABD ve İsrail’den domates ve buğday tohumu ithal edildiğini anımsatan Özcan, şunları söyledi: "Ülkemizde yetiştirilen domates ve buğdayın tohumlarının büyük bir kısmı, yerli tohumumuz olmadığı için Amerika ve İsrail’den geliyor. Bir Türk aydını olarak bazen gerçekten kendimi çok küçük hissediyorum. Yani biz ihtiyacımız olan domates tohumunu bu ülkede üretemez miyiz? Evvelden atalarımız bu tohumları kendileri üretip, yıllarca bu üretimin devamını sağlamışlar. Biz niye yapmıyoruz? Tohumculukla ilgili bir araştırma enstitümüz olsa, buna birkaç üniversitemiz öncülük etse fena mı olur? Sonunun ne olacağı da belli değil. Bu domates tohumunu alıyorsunuz, artık genetik programlama diye bir şey var, içine bir genetik mekanizma yerleştirirler. Hiç bilmediğimiz hastalıklara kapılabiliriz. Böyle şeylerle, zamanla bir milleti yok edebilirsiniz. Öyle bir şeyler yerleştirirler ki 20 yıl içerisinde o tohumdan yiyen insanlar ölür. Öyle tehlikeler de var. Sadece ’aman paramız dışarı gidiyor’ endişesiyle söylemiyorum. Üniversitelerimizin bu konularda bize yardım etmesini istiyoruz."
|
|
Son Güncelleme ( Cuma, 01 Ekim 2010 )
|