İskilip'in Yakın Tarihi Açısından Kurtuluş Yolu Mecmuası'nın Önemi -2 PDF Yazdır E-Posta
Salı, 15 Temmuz 2008
Salı, 15 Temmuz 2008 | 2539 defa okunmuştur.
 

T.C.

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM FAKÜLTESİ TARİH ANABİLİM DALILİSANS TEZİDİR.Hazırlayan: Selim YILDIRIMDanışman: Doç. Dr. Nedim İPEK

Samsun -1999


 

 

3) CUMHURİYET'İN İLK YILLARINDA İSKİLİP

 

< style="MARGIN-RIGHT: 0px">

Tipik bir Anadolu kazası olan İskilip'in 1927 yıl itibariyle 53722 nüfusu vardır. Bu nüfusun, 10520'si kaza merkezinde yaşıyordu. Kaza merkezinde 2245 adet ev, 11 resmi daire, 4 mektep, 39 cami ve mescit, 3 hamam, 14 fırın, 17 değirmen, 28 kiremit ve desti imalathanesiyle 600 muhtelif dükkanlı çarşı bulunmaktaydı. Bu dükkanların 50'si manifatura, 100'ü bakkal ve attar, 100'ü demirci, 100'ü kunduracı ve 40'ı da terziydi.

 

Merkez kasabasının 5 adet yolu vardı. Bu yollardan bir tanesi 60 kilometrelik Çorum şosesidir. Bunun dışında Sungurlu, Çankırı, Osmancı ve Tosya yolları vardı. Osmancık ve Tosya yolları oldukça arızalıydı. Sungurlu ve Çankırı yolları,yaz günleri otomobil ulaşımına müsaitti.

 

Kasaba oldukça şirindi. Yapıların çoğu, kireçli sıvalı ahşaptı. Anadolu'nun birçok şehrinde olduğu gibi, İskilip'te de taştan ve tuğladan yapılmış bina sayısı azdı.Bir resmi daire, bir mektep ve bir de mağaza vardı.

 

Merkez kazaya hayat veren Meydan ve Tabakhane çayları vardı. Meydan Çayı, Karatepe, Elmalı, Doğangir tepelerinden gelir ve altı kilometre aktıktan sonra, şehrin kuzeybatısından geçen Kızılırmak'a dökülüyordu. Tabakhane Çayı; Manastarlı, Kise Gölü ormanlarından ve Gül Dağı mevkisinden gelir, otuz kilometre akdıktan sonra Kızılırmak'a dökülüyordu. Bu çaylar şehrin içinden geçerken, şehri  üç kısma ayırırlar ve kasabanın 300 metre aşağısında birleşirlerdi.

 

Kasabanın Alagöz isminde bir de nahiyesi vardı.İskilip, eskiden 20 mahalleden oluşmaktaydı. Cumhuriyet döneminde yapılan numaralandırmayla, kasaba 69 sokak olarak tespit edilmiştir.

 

Kasabanın-dört bir tarafı, sekizer kilometre mesafe takip etmek suretiyle bağlık ve bahçeliktir. Tabakhane, Meydan, Kuruçay, Kafil'deresi, Bağözü, Katara ve Başcakavak çayları, bağ ile bahçeciliğin gelişmesini sağlamıştı. Yıllık milyonlarca kilo elma, armut, ayva, üzüm vs meyveler yetiştiriliyordu. Bu meyvelerin pazarlanması yapılamadığından, önemli bir ekonomik kaynaktan yararlanılamamaktaydı.

 

Kasabanın en iyi içme suyu Hacı Ali Suyuydu.Bu suyu 1926-1928 arasında eski Belediye Başkanı Ahmet Bey çoğaltmak için, bazı çalışmalarda bulunmuştu. Tabakhane Çeşmesi ve Ulaş tepe mahallesindeki Taslı suyu, kasabanın diğer sularıydı. Kasabada içme suyu konusunda, bir sıkıntı çekilmemekteydi. Kasabaya 3-5 kilometre mesafedeki çağı Tepesi'nde, Çağıl Suyu bulunmaktaydı. Suyu çok soğuk ve tatlıydı. Bu suyun bulunduğu alan, yaz için mesirelikti. Ama Çağıl Suyunun yolu kötüydü. Ancak hayvanla ulaşım mümkündü.

 

İskilip'te ilköğretim çağında, 2937'si erkek, 2282'si kız olmak üzere, toplam 5219 öğrenci vardır. Bunların 1113'ü kaza merkezindeydi. Alagöz Nahiyesiyle 11 köyde ilk mektep bulunmaktaydı. Bu köyler; Kayaağzı, Çukur, Eskialibey, Satıyüzü, Tophane, Zeyveli, Yabanpınarı, Karaviran, Ovacık, Karavadar, Yolaltı ve Kuzuluk köyleridir. İskilip'te okul yetersizliğinden dolayı, öğrencilerin büyük bölümü öğrenim görememekteydi. İlköğretim çağında 5219 çocuk varken, bunların ancak 1095'i okula devam edebilmekteydi. Okula devam edebilen öğrencilerin 915'i erkek, 180'i de kızdı.

 

Bu dönemde, İskilip'te en büyük geçim kaynağı tarımdı. 137 köyü bulunan kazada, 5000 civarında çiftçi ailesi bulunuyordu. 50 kadar da geniş çiftlik mevcuttu. Kazada, ekilip biçilmeye elverişli bir milyon dekardan fazla arazi vardı. Bir o kadar da mera vardı. Bir milyon dekar arazisinin hepsi işlenemiyordu. Yıllık ortalama, 3000 bin dekar civarında arazi işlenebiliyordu. Kaza arazisi hububat, bakliyat, sebze, meyve, bağ(üzüm), maden ve orman mıntıkalarına ayrılmıştı.

 Kazanın güneybatısındaki Ala göz Nahiyesi ve civarında buğday, güneyindeki Kızılırmak Vadisi'nde arpa ve pamuk, Çomu çayı civarındaki 3000 dekarlık arazide mısır, bugünkü Oğuzlar ilçesi de dahil olmak üzere, kazanın doğusunda nohut, mercimek, fasulye gibi bakliyat ürünleri yetiştiriliyordu.

Yavru, Delice, Bayat, Çayköy, Kayaağzı, Meydan, Kılınçdere, Karaviran ve Çomu çayları vadileri, sebze, meyve yetiştiriciliğine ve bağcılığa müsaitti.

 

Bunların dışında Başmakcı, İbik ve Karaviran mıntıkalarında önemli miktarda (1927'de 1500 dekar) haşhaş, Karaviran'da az miktarda kenevir yetiştirilmekteydi. Çatak'da ise (1927'de 100 dekar) pirinç yetiştirilmekteydi. Yukarıda belirttiğimiz yerlerin dışında kalan bölgeler, genellikle orman ve maden mıntıkalarıydı.

 

Çatalöbek, Karatepe, kısmen Kösedağı, lbik Dağı, Sırçalı, Deveci vb ormanlık yaylalar, daha çok İskilip'in güney ve doğu kısımlarında bulunuyordu ve kaza topraklarının yarısına yakını 'oluşturuyordu. Bu ormanlık alanlarda, kısmen tarımda yapılmaktaydı. Buralarda seventer, kızılca gibi yazlık buğdaylarla, arpa, yulaf, fiğ, çavdar, burçak, kablıca, fasulye gibi ürünler yetiştiriliyordu. Fakat bu ürünler, yöre halkının senelik ihtiyacının ancak yarısını karşılayabiliyordu.

 

İhtiyaçlarının diğer yarısını ise, kerestecilik, avcılık ve kendiliğinden yetişen meyveleri toplayarak gideriyorlardı. Topladıkları bu meyveleri, köylerde ihtiyaç duydukları mallarla değiştiriyorlardı. Dağlık kesimlerde yaşayan halk, oldukça yoksuldu.

 

Kasabanın 55 bin hektarlık Kise Gölü, 40 bin hektarlık Çatalöbek, 25 bin hektarlık Sarbayır, 75 bin hektarlık Karatepe ve 60 bin hektarlık Kösedağı ormanları vardı. Ormanlarda çam, gürgen, meşe, ardıç, ıhlamur, dişbudak, kavak, köknar, fındık, kızılcık vb. ağaçlar bulunmaktaydı. Bu ormanlar, kazada 80 köyün geçim kaynaklarıyla yakından ilgiliydi. Ormanlardan yıllık 5350 ton odun temin ediliyordu ve kazanın yakacak ihtiyacını karşılıyordu.

 

Kazada motorla çalışan kereste fabrikası, marangoz vb. işletmeler yoktu. Sorgun köyünde, bir adet su hızarı bulunmaktaydı. Su yetersizliğinden dolayı, ancak yılda üç ay çalışabiliyordu. Bu süre zarfında, 3-4 bin civarında, taban ve tavan tahtası imal edilerek, kasabadaki pazara hayvanla taşınarak, satılıyordu.

 

Çok az miktarda da Çorum ve Sungurlu'daki pazara kereste gönderiliyordu. Kise Gölü ormanı yakınlarında bulunan Derinöz, Ağaççamı, Kayı, Karaviran ve Şeyh köyleri, kereste üretiminde ve satışında öne çıkmaktaydı.

 

Ormanlardan kereste dışında, çıkrık, hasıl'lı sandalye, oklağı, fıçı, küfe, kağnı tekerleği, kasnak ve ayakkabı kalıbı gibi eşyalar yapımında yararlanılıyordu. Bu eşyalar, daha çok merkez kaza ile Uluç, Kuşcağız, Çomu ve Yalak köylerinde yapılıyordu.

 Orman ürünlerinden, yılda 3000 lira civarında gelir elde ediliyordu. Mevcut potansiyel e göre bu rakam oldukça düşüktü.

 

İskilip'te tespit edilebilen bakır, kömür, alçı madenleriyle tuz mıntıkaları bulunmaktaydı. Bakır madeni, vaktiyle Kutuğin köyü civarında araştırılmış ve tespit edilmişti. Emirşah ve Yenice köyleri civarında da, kömür madeni bulunmaktaydı. Tuz ve alçı, tamamıyla hububat mıntıkalarının alt tabakalarında bulunmaktaydı. Çukurköy, Birli ve Taytak köylerinde, yıllık 5-6 bin tuz üretilmekteydi. Alçı ise, İskilip'in hemen her tarafında bulunmaktaydı.

 

Ekonomik açıdan İskilip, dışa kapalı bir yapıya sahipti. Coğrafi konumu ve yol eksikliği nedeniyle, diğer merkezlerle ticari ilişkilerini geliştirememişti. İskilip'in ticari ilişkilerinin en yoğun olduğu merkez, Tosya'ydı. Tosya'ya hububat, tuz, yumurta, deri, tüfenk gibi mallar satılıyordu. Buna karşılık pirinç alınıyordu.

 

Vaktiyle dokumacılık ve boya yapımında kullanılan cehri bitkisinin satışı, İskilip'e önemli kazançlar sağlıyormuş. Avrupa'daki sanayi alanındaki gelişmeler sonucunda, İskilip bu kazanç kapılarından mahrum kaldı. Bununla beraber yeni iş alanları açacak sermaye birikiminin olmaması ve tarım dışı üretimin yetersiz oluşu, İskilip'te önemli bir işsizlik probleminin yaşanmasına neden oldu. Halkın büyük bölümü işsizdi. Belli bir işi olmayanlar; odunculuk, hamallık, nakliyatçılık yaparak ve senede iki ay da bağ - bahçe belleyerek geçimlerini sağlamaya çalışıyorlardı. Kazada iş bulamayanlar, diğer merkezlere iş aramaya gidiyorlardı.

 

4. MAHALLİ GELİŞMELER

 

İskilip Belediyesi

 

İskilip Belediyesi, 1872 yılında kurulmuştu. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e miras kalan 389 belediyeden biridir. Mecmuanın yayımlanmaya başlandığı 1926 yılında, Belediye Başkanı Ahmet Bey'di. 1926 yılında belediye bütçesinde, önemli bir artışla karşılaşıldı. Bir önceki yıl 10 bin lira civarında olan belediye bütçesi, 1926'da belediyenin kendi gelirleriyle birlikte 16343 liraya çıktı. 1928 yılı başlarına kadar, iki sene görevde kalan Ahmet Bey'in döneminde, belediye binası bitişiğindeki kahvehane ve birkaç dükkan istimlak edilip, çalışma salonu yapıldı. Buğday pazarı önündeki medrese enkazıyla dükkanlar yıkılıp, meydan genişletildi. Yine İskilip içme sularının ıslahı konusunda, önemli çalışmalar yapıldı.

 

Ahmed Bey'den sonra, 1928 yılı başlarında Tahrirat Katibi Araboğlu Nuri Bey Belediye başkanı seçildi. Nuri Bey'in 21 Nisan 1928'deki vefatı üzerine, Şakir Bey Belediye bakanı seçildi.

 

Yol Yapım Çalışmaları

 

1925 yılında, Çorum-İskilip yolunun tesviye işlemleri tamamlanmıştı.Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Türkiye çapında yol seferberliği ilan edilmişti. İskilip'te de yol yapım çalışmaları, bu seferberlik doğrultusunda yürütülüyordu.

 

Halka yol yapımına katkıda bulunma yükümlülüğü getirilmişti. İsteyen nakit para ödemek suretiyle, isteyen de bizzat çalışarak yükümlülüklerini yerine getiriyordu. 1926 yılında yol yapım faaliyetleri, nisan ayında başladı. 1000 kişi nakdi olarak, 8098 kişi de bedenen çalışıp yükümlülüklerin yerine getirmek üzere başvurmuştu. Bedeni çalışma süresi 8-9 gündü. 1926 yılında tamamlanması planlanan Çorum-İskilip yolunun yapım çalışmaları, 1928 yılına kadar sarktı.

 

1926-28 arasında, İskilip-Tosya yolunun yapımında İskilip cephesinde kayda değer bir gelişme olmadı. Oysa Tosyalılar 1926 yılından itibaren yolun Tosya sınırları içerisindeki kısmını yapmaya başlamışlardı.

 

1925 yılında, Çorum-İskilip yolunun tesviyesinin yapılmasıyla birlikte İskilip otomobile kavuştu. O yıl İskiliplilerce 3 adet otomobil alındı.

 

Telefon tesisatı

 

1925 yılı sonlarında İskilip'te telefon tesisatının yapım çalışmaları başladı. 1926 yılında çalışmalar hızlandı. Özellikle kaza merkeziyle Alagöz Nahiyesi arasındaki hatlar tamamlanma aşamasına geldi. Ne yazık ki Kurtuluş Yolu Mecmuası'na telefon tesisatının haberleşmeye açılmasını görmek nasip olmadı.

 

Milli Bayramlar

 

Cumhuriyetin ilk yıllarında, 30 Ağustos zaferinin ve Cumhuriyet'in ilanının yıldönümleri, resmi bayram olarak kutlanıyordu. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı Askerlik şubesi, Cumhuriyet Bayramı'nı ise Kaymakamlık düzenliyordu.

 

Bando eşliğinde okunan İstiklal Marşıyla başlayan bayram törenleri,protokol konuşmalarıyla sürüyordu. Gece, dükkanlar ve sokaklar fenerlerle aydınlatılıyordu. Kaleden havai fişek ve top atılıyordu. Bayram geceleri, fener alayı düzenleniyor ve Muallimler Birliği müsamere tertip ediyordu.

 

Orman Yangınları

 

1926 Ağustosunda Kise gölü ormanında çıkan yangın, 10-15 civarında çam ağacının yanmasına neden oldu. 1927 yılının kurak geçmesinden dolayı, kazada toplam dört tane orman yangını meydana gelmişti.Orman yangınlarının yaygınlaşması üzerine, ormanları korumaya yönelik tedbirler arttınldı. Mevcut orman bekçilerinin yetersizliğinden dolayı, İktisadi Vekate'nce, giderleri köy sandığından karşılanmak üzere, 18 tane yangın bekçisi istihdamı emri verildi. Kanuni takibat neticesinde, orman yangınlarına sebep olanlar tespit ediliyordu.

 

Nitekim, 1927 yılındaki dört orman yangınının da failleri tespit edilmişti. Bunlar hakkında adliyede işlem yapıldıktan sonra, ikisi Çorum Ağır Ceza Mahkemesine sevk edildi.

 

Orman yangınının söndürmeye yardım etmeyenler de, cezalandırılıyordu. Nitekim, 1927 yılı temmuzunda Karatepe ormanında çıkan yangının söndürülmesine yardım etmeyip orman muhafızına hakaret eden bir şahıs hakkında açılan dava sonucunda, İskilip Ağır Ceza Mahkemesi 40 gün hapis, 40 lira da para cezası verdi.

 Ormanların ıslah edilmesi çalışmaları da yapılıyordu. Ormanlardaki boş alanlara, 1927 de 300 kilo tohum dikildi. Kötü cins ağaçlar aşılandı.

 

Bu dönemde, köylerde ağaç dikme faaliyetleri sürüyordu. Fide Dağıtım Dairesi'nden dikilmek üzere, köylülere 200 bin fide dağıtıldı.

 

Teyyare Seferberliği

 

Cumhuriyetin ilanından sonra, Türkiye çapında tayyare seferberliği başlatıldı. Amaç, uçak teknolojisini Türkiye'ye taşımaktı. Bunun için, gerekli yardım kampanyası, Tayyare Cemiyeti yürütüyordu. 1927 Kasımına kadar toplanan yardımlarla, 200 tane teyyare alınmış, teyyare okulları açılmıştı. Büyük yerleşim birimleri arasında, yardım toplama hususunda rekabet yaşanıyordu. Her yerleşim birimi toplanan yardımların, 1 teyyare alımına yeterli olmasını, sağlamaya çalışıyordu.

 

İskilip'te de yardım kampanyasının amacı, bir teyyare alınımını sağlamaktı. Yardım kampanyasını organize etmek amacıyla, Teyyare Cemiyeti'nin İskilip’te de şubesi açıldı. Kurtuluş Yolu Mecmuası'nda da, yardım kampanyasıyla ilgili makaleler yayımlandı. Teyyarelerin, sivil ve askeri önemi anlatıldı. Kazada, yardımların tamamına yakını, köylülerden toplanıyordu. Halk, teyyare yardımına imkanları ölçüsünde ilgi gösterdi. Ekim 1926 itibariyle, kazada toplanan yardım 22 bin liraya ulaşmıştı.

 

Dokumacılık Kursu

 

Çorum ve civarında dokumacılık, Cumhuriyet dönemine gelindiğinde, eski önemini kaybetmişti. Dokumacılık sektörünü yeniden canlandırmak isteyen Çorum İl Genel Meclisi, bu amaçla 1926 yılı bütçesinden, dokumacılık kursları için tesisat ayırdı. Bu çerçevede, kazalara ve il merkezine birer halıcılık öğretmeni gönderildi. İskilip'in halıcılık öğretmeni, 1926 yılı ekiminde kazaya gelip göreve başladı.

 

Gençlerbirliği

 Resmi açılışı, 29 Ekim 1926'da yapılan Gençlerbirliği, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak amacındaydı. Birlik bünyesinde resmi görevliler yoktu, tamamen İskilip gençlerinden oluşuyordu. Gençlerbirliği'nin ilk başkanı Milli Mücadele'de büyük yararlılıklar gösteren Necmeddin Bey'di. Ancak, Gençlerbirliği amacına yönelik başarılı çalışmalar yapamadı. 

Ziraat Dairesinin Feshi

 

İskilip Ziraat Dairesi, 1926 yılı aralık ayında fesh edildi aynı zamanda, Kurtuluş Yolu Mecmuası sorumlu müdürü olan, Ziraat Memuru Cemal Bey, Konya'nın Sultanbeyli ilçesine nakil edildi.

 

Piyango Talihlisi

 

Mayıs 1927'de çekilişi yapılan piyangonun, 6 bin liralık büyük ikramiyesini,İskilipli tüccarlardan Köylüzade Mustafa Bey kazandı.

 

Sel Felaketi

 

15 Haziran 1927'de, Kızılırmak Köprüsü ve civarına yağan şiddetli yağmur, sele neden oldu. Sel sonucu, Salur köyünde 3 çocuk boğularak öldü. Salur, Soğucak ve İbik köylerindeki tarım arazilerinde, önemli zayiat meydana geldi.

 

Nüfus Sayımı

 

28 Ekim 1927 de yapılan nüfus sayımının İskilip'teki hazırlıkları, Kaymakam İbrahim Rüştü Bey nezaretinde yürütüldü. Sayım öncesinde, merkez kazada ve köylerde evler numaralandırıldı.

 

İbrahim Rüştü Bey, 14 Eylül Çarşamba günü pazar yerinde verdiği konferansla, halka nüfus sayımının önemini  ve nasıl yapılacağını anlattı. Bu konferansın notları, Kurtuluş Yolu Mecmuası'nın 33. sayısında yayımlandı. Yine İbrahim Rüştü Bey Türk Ocağı konferans salonunda, 150'ye yakın sayım görevlisine, sayımda dikkat edilecek hususlar hakkında bir konferans daha verdi.

 

Nüfus sayımı, 120 sayım memuru ve 20 kontrol memuruyla, 28 Ekim'de yapıldı. Nüfus sayımının 28 Ekim'de tamamlanabilmesi için, köylerde sayıma daha önce başlandı. Sayım sonucunda İskilip'in nüfusu 53.722 olarak tespit edildi. Bu nüfusun 10.520'si kaza merkezinde, 22.767'si İskilip'e bağlı köylerde, 16.744'ü ise Alagöz Nahiyesi ve köylerinde bulunmaktaydı.

 

Üfürükçüler

 

Cumhuriyet'in ilanından sonra, ilk olarak, Garipler Evi ismi verilen mekanda üfürükçülük yapılıyordu. Garipler Evi yıktırıldıktan sonra, bu kez de Çeşme Odası ismi verilen mekanda üfürükçülük yapılmaya başlandı.

 

Mecmuada değinilen üfürükçülerden birisi de Hacı Hanım'dır. Hacı Hanım, 1925 yılında İskilip'e gelip faaliyetlerine başladı. Nüshacılık, bükücülük, sevicilik, yıkıcılık vb. işlerle önemli miktarda servet edindi.

 Hacı Hanım'la ilgili tahkikat yaptırıldı. Adliyede dosyası kaybolunca, hakkında işlem yapılamadı. Hacı Hanım'ın faaliyetlerine karşı, Mecmuanın 33. sayısında makale yayımlandı. Hacı Hanım'ın üfürükçülük faaliyetlerinin durdurulması ve cezalandırılması istendi.

 

Tasarruf Sandığı

 

Muallimler Birliği, 1 Ekim 1927'den itibaren Tasarruf Sandığı'nı açtı. Tasarruf Sandı  açılış amacı, sermaye oluşumunu ve sermayenin akılcı kullanılmasını sağlamaktı.

 

Zira, bu dönemde, İskilip'te sermaye birikimi ve şahsi teşebbüs gücü yoktu. İskilip'e örnek olması amacıyla açılan Tasarruf Sandığı'na, sadece Muallimler Birliği mensupları üye olabiliyordu. Belli bir birikime kavuştuktan sonra, ihtiyacı olan üyelerine yardıma başladı. Tasarruf Sandığında, Nisan 1928 itibariyle 1200 lira para birikti.

 

Yabani Hayvan Temizliği

 

Zararlı Hayvanları Yoketme Kanunu'nun uygulanmasıyla zararlı hayvanlarla mücadelede önemli gelişmeler oldu. Bu kanunla, her mahalle ve köye belli miktarda yabani hayvan yakalama mükellefiyeti verilmişti. 1925 yılında 8 mahalle ile 77 köy, mükellefiyetlerinin tamamını yerine getirirken, 2 mahalle ile 59 köy mükellefiyetlerinin bir kısmını yerine getirebildi. 1 köyse, hiç bir çalışmada bulunmadı.

 Mükellefiyetini tamamlamayan köy ve mahallelere, eksik oranda para cezası verildi. Bu çalışmalar sonucu, 1925 yılında 5102 karga, 281 yaban domuzu ve 20 kurt öldürüldü. Bir ölçüde tarlalar, yabani hayvanların zararlarından kurtarıldı. SONUÇ

 

İskilip'te Kurtuluş Yolu Mecmuası'nın 1 Nisan 1926'da yayımlanmaya başlaması, kazadaki aydınlar arasında heyecan yarattı. Bu dönem aydınları, yeni rejimin getirdiği prensipleri, halka aktarmak misyonunu üstlenmek durumundaydılar. Çünkü milli egemenlik temeli üzerinde yükselen Cumhuriyet, halkla bütünleşmek zorundaydı. Bu bütünleşmenin oluşumunda, devletin taşradaki görevlileri olan aydınlar aracı olacaktı.

 

İskilip aydınları da, yeni rejimin prensiplerini halkın benimsenmesini sağlamaya çalıştılar. Kurtuluş Yolu Mecmuası Kurtuluş Yolu Mecmuası'nın yayımlanmaya başlaması, aydınların bu çalışmalarının etkinliğini artırdı. Mecmua aracılığıyla, daha geniş kitlelere ulaşmak mümkün oldu.

 

Mecmua, halkın cehaletini yenip, toplumun gelişmesini sağlamak amacıyla yayın hayatına başladı. Bu amaçla, mecmuada birçok eğitici ve bilgilendirici makaleler yayımlandı.En çok milliyetçi fikirlere yer verildi. Zira, yeni rejimin en büyük amacı, Türk milletinin uluslaşmasını sağlamaktı. Bunun için, cemaat özelliği taşıyan topluma, milli birlik anlayışını hakim kılmak gerekiyordu. Buda ancak, halkın milli kimliğinin farkına varmasıyla mümkün olabilirdi.

 

Mecmuada, kadının toplumdaki konumunu güçlendirmeyi amaçlayan makaleler de yayımlandı. Bu çalışmanın esin kaynağını, Medeni Kanun oluşturuyordu.

 

Mecmuanın hedef kitlesi, köylülerdi. İskilip nüfusunun çoğunluğu, köylerde yaşıyordu. Tarım, kazanın en büyük geçim kaynağıydı. Tarımdaki yenilikler ve verimi arttırıcı unsurlar, mecmua aracılığıyla köylülere anlatıldı.

 

1926 yılında bir mecmuanın yayımlanıyor olması İskilip açısından oldukça ileri bir adımdır. Zira bundan sonra İskilip'te, 1970 yılına kadar düzenli olarak bir mecmua, dergi ya da gazete yayımlanmadı.

 

Mecmuaların yayınlanmaya başlamasının verdiği heyecan ve aydınların özverili çalışmaları, mecmuayı ancak iki sene yaşatabildi. Zamanla, mecmua yayının getirdiği yükü, İskilip taşıyamaz hale geldi. Çorum İli Genel Meclisi'nin yardımlarına rağmen 1 Haziran 1928'den sonra mecmua yayın hayatını sürdüremedi.